HUNCULAR:Türkün Tarihi >

 
www.huncular.com
E-Posta

www.suBRosa.com.tr HUNCULAR www.suBRosa.com.tr 
Aksın Kanım Kefenime Renk Olsun, Al Kefenim Bayrağıma Denk Olsun

Hepsi ve daha fazlası için www.suBRosa.com.tr tıklayınız

Baş Yazı
Güncel
Köşe Yazıları
Politika-Siyaset
Ekonomi
Gizli İlimler
Tarihtekiler
Tarihi Mekanlar
Belgeler
Kültür-Sanat
Faideli Bilgiler
Kitaplarımız
Sorun Söyleyelim
İÇİNDEKİLER

Gerçekten Okumak İsteyen

Başarısız Gençlere Burs Veriyoruz

www.bursaraniyor.com


ŞEHİT VEZİR NİZAMÜL MÜLK , Oya Alpan

 

Uluslar arası ilişkiler ve siyaset denince, akla ilk olarak bir büyük Türk'ün ismi gelir, tıpkı matemetik, astronomi, fen bilimlerin de olduğu gibi siyasete de Türkler damgalarını vurmuşlardır. Tüm zamanların en büyük siyasetçilerinden biri de tartışmasız, şehit vezir NİZAM-ÜL MÜLK tür. Aradan 1000 yıl geçmesine rağmen yazdığı zamanlar üstü kitabı, SİYASETNAME pek çok dünya diline çevrilmiş ve siyasetçilerin başucu kitabı olmaya devam etmiştir. Bugünkü sohbetimde size bu büyük Türk'ün padişahlara yani bugüne uyarlarsak parti liderlerine verdiği öğütlerin bir bölümünü anlatacağım;

Bakın büyük Türk ne demiş

 

PADİŞAHLARIN DEVLET İŞLERİNDE ALİMLERE DANIŞMALARI

( Parti Liderlerinin Kurmaylarına Danışmaları)


 

 

Hıristiyanlık tarihinde üçlü anlayışını (Thrinity, Ekanim-i Selase- Üç Uknum) reddeden mezhep ve akımlar içinde Ebonitler, Erken Hıristiyanlık döneminde ilk cemaatlerden önemli bir grubu oluşturdukları için dikkate alınması, derinlemesine incelenmesi gereken bir yapı arz etmektedirler.

Erken Dönem Yahudi-Hıristiyan İnancasında Tevhid ve Teslis Mücadelesini anlatan Sn.Lütfü Özşahin'in yazdığı EBİONİZM kitabı seçkin yayınevi ve kitapçılarda satışa sunulmuştur.

 

PAPA'NIN TÜRKİYE ZİYARETİ

Genelkurmay uyardı, Sezer değiştirdi…

Papa 16'ıncı Benedict'in Türkiye programı, Pazar Vatan'da yayınlanan Aytunç Altındal röportajı üzerine Genelkurmay Başkanlığı'nın bilgi vermesi sonucu Cumhurbaşkanı Sezer'in müdahalesiyle değiştirildi. Genelkurmay'dan teşekkür aldığını söyleyen Aytunç Altındal ile Papa'nın yeni programını

 


Arif Nihad Asya''dan Ezberlenecek Şiirler

Bayrak

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü...
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın, ne çıkar.
Yurda ay-yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;
Yeryüzünde yer beğen...
Nereye dikilmek istersen
Söyle, seni oraya dikeyim!


Ağıt

Ağlayın parmakları nur
Sularından kınalı kızlarım,
Ağlasın Meraga göklerinden
Meraga''ya bakıp yıldızlarım

Yollara Kürşat''lar uzanmış, ölü...
Ağlasın Akülke, ağlasın Sütgölü!

Yiğitlerim uyur gurbet ellerde...
Kimi Semerkant''ta bekler beni,
Kimi Caber''de...

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok...
Ben nasıl varım?
Ağla, ey Tanrı dağlarından
İndirilmiş Tanrım!

Şu yakın suların
Kolu neden bükülmez?
Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin
Benden doğar, bana dökülmez?

Ben ki ateşle konuşurdum, selle konuşurdum
İtil''le, Tuna''yla, Nil''le konuşurdum.
''Sangaryos''u ''Sakarya'' yapan,
''İkonyom''u ''Konya'' yapan
Dille konuşurdum.


Fetih Marşı

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çekdiriler, kalyonlar çekilecek.
Kelpetenlerle sûrun dişleri sökülecek!
Yürü, hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden...
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın...
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın''

Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini!
Göster, kabaran sular nasıl yıkar bendini!
Küçük görme, hor görme-delikanlım-kendini!
Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!

Bu kitaplar Fatih''tir, Selim''dir, Süleyman''dır;
Şu mihrab Sinanüddin, şu minâre Sinan''dır;
Haydi artık, uyuyan destanını uyandır!
Bilmem, neden gündelik işlerle telâştasın...
Kızım, sen de Fatih''ler doğuracak yaştasın!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin...Millet yürüyecek arkandan!
Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan''dan...
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!

Bırak, bozuk saatler yalan, yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hâlâ ne diye, kendinle savaştasın?
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!


AZINLIK VAKIFLARI MESELESİ AİHM 'de yeni sonuçlanan davalarla yeniden Gündemi oluşturacak. Bu konuda deteylı bilgi sahibi olmak için tıklayınız

Şimdi bu azınlık vakıfları meselesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi şu.

•  1936'dan 2002 yılına kadar azınlıklar adına kurulmuş olan vakıflarda, gayrimenkul edinebilme imkanı çıkıyor. 44. Maddenin değiştirilmesi ile oluşuyor bu iş . 2262 nolu kanunun 44. Maddesi değişikliği ile oluyor. Şimdi 44. Maddenin değiştirilmesi ile birlikte azınlık vakıfları adı altında çalışan kuruluşlarda bir defa sayıca bir artma oldu. Ben size bazı rakamlar getirdim. Bundan önce bu mantığı gösteren AB'nin empoze ettiği bir husus bu vakıflarla ilgili olaylar , tarih , gün saat belirtilerek iki tane olay anlatacağım.

İçinde bulunduğumuz bu ay i 10 Ağustos 1920 Sevr anlaşmasının 85. Yıl dönümü. Şimdi Sevr anlaşmasının içinde maddelerden bazılarını okuyacağım.

Kanaatı o el kaldırmış olan milletvekillerimize ve tabii ki milletimize bırakıyorum. Aynen okuyacağım maddeleri, Sevr anlaşmasının içinde yer alan 141, 142, 149

141 : Türkiyede yaşayan herkes , her inancın, dinin yada mezhebin gereklerini ister açıkta , ister özel olarak özgürce yerine getirmek hakkına sahip olacaktır. Bakın ne güzel bir madde, buna kimsenin hayır demesi mümkünmüdür? Değildir. Bu kadar güzel bie 141. madde var

142: ( Ambalajın İçi) 1 kasım 1914'den beri Türkiye'de bir terör rejimi bulunduğu için İslam dinine geçişlerin hiç biri olağan koşullar altında gerçekleşmiş olmayacağından 1 kasım 1914 ‘den önce müslüman olmayan kişilerin müslüman sayılmaları mümkün olmayacaktır. Osmanlı hükümeti devleti bu kişilere tazminat ödemeye mahkumdur.

149: ( Şekerler kutunun içinde, kutu madde 149) Osmanlı hükümeti, Türkiye'deki tüm soy azınlıkları kilise ve okul konularında özerkliğini tanımayı ve saygı göstermeyi yükümlenir. Osmanlı hükümetin çıkardığı bu konularda kısıtlamayı öngören tüm yasalar, kararnameler, yönetmelikler ve genelgeler bu tarihten itibaren geçersiz sayılmıştır.

Osmanlı adalet rejiminde yapılacak tüm değişikliklerde, soy azınlıkların ayrıcalıkları düşünülüp, sayılacaktır.

En Çok Okunanlar

  1. BOR-TORYUM-NEPTÜNYUM
  2. MUSA'NIN NECİP (!) EVLATLARI BİLSİNLER Kİ
  3. PROTESTAN SENDROMU VE ESKİ MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER
  4. AB'nin Geleceği ve Türkiye
  5. Atatürk'ün Vasiyetini SAklamasınlar
  6. FARMASON MUSA EFENDİ
  7. HOŞGÖRÜCÜ FETHULLAH GÜLEN KINA YAKACAK MI (I)?
  8. HOŞGÖRÜCÜ FETHULLAH GÜLEN KINA YAKACAK MI (II)?
  9. ÇOK HAFİF OLURSAN ÇOK KUCAK GEZERSİN
  10. Dünya İklimindeki Yaşamı Tehdit Eden Değişim
  11. Deveye Sormuşlar: "Boynun Neden Eğri?" O da Demişki "Nerem Doğru?
  12. Abdullah Çatlı - Oral Çelik DELMİŞ ROMA'NIN KALBİNİ MIZRAK GİBİ HUNLAR
  13. Rumların Gayrimenkul Davaları Sonuçlandı

 

 

Hepsi ve daha fazlası için

www.suBRosa.com.tr

tıklayınız

 

Berat Kandiliniz Mübarek Olsun

 

Şehidimizi Anıyoruz

Hain Bir Pusu Sonucu Şehid Olan

Halid Bin Velid Torunu, Fakirullah Torunu,

Seyyid, Türkçü, Turancı, Huncu, Hafız,

MEHMET RECEP KILIÇ'I

Vefatının Yıldönümünde Rahmetle Anıyoruz

 

 

 

 

ŞEHİT 9 ASKERİN CENAZESİ, TÖRENİN ARDINDAN ERZİNCAN'DAN, MEMLEKETLERİNE GÖNDERİLDİ

 

Erzincan'ın Kemah ilçesinde, töreristlerce yola döşenen mayın patlaması sonucu şehit olan 9 askerin cenazeleri, Erzincan'da düzenlenen törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderildi.

Şehitlerden 7'sinin cenazesi bugün (12.08.2008), 2'sinin cenazesi ise yarın (13.08.2008) toprağa verilecek.

Şehitler için, Erzincan'da tören düzenlendi.

Törenin ardından, şehit Kurmay Yarbay Miktat Şamdancı ve şehit uzman çavuş Selim Kabataş Malatya'ya, şehit uzman çavuş Gökhan Kugat Elazığ'a, şehit erler Adem Hilaloğlu ve Barış Demir İzmir'e, şehit er Abdullah Aydın Emer Adana'ya, şehit er Önder Muratoğlu İstanbul'a, şehit er Murat Atsen, Bursa'ya ve şehit er Abdurrahman Bulat'un cenazesi Hatay'a gönderildi.

Şehitlerden Kurmay Yarbay Miktat Şamdancı, Uzman Çavuş Selim Kabataş, Uzman Çavuş Gökhan Kugat, Erler Adem Hilaloğlu, Barış Demir Abdullah Aydın Emer ve Önder Muratoğlu'nun cenazesi, bugün İkindi vakti kılınacak namazın ardından toprağa verilecek.

Şehitler Erler Abdurrahman Bulat ve Murat Atsen'in cenazeleri ise yarın (13.08.2008) Hatay ve Bursa'da defnedilecek.

 

Yonca Bayrak

 

 

YÖK, 23 YENİ ÜNİVERSİTENİN REKTÖR ADAYLARI BELİRLEYECEK

 

YÖK Genel Kurulu toplandı. Saat 11'de başlayan toplantıya, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan başkanlık ediyor.

Toplatının gündeminde yeni kurulan 23 üniversitenin rektör adaylarının belirlenmesi var.

YÖK Genel Kurulu, 523 aday arasından her üniversite için 3'er aday seçecek.

Akşam saatlerinde yeni rektör adaylarının belirlenmesi bekleniyor.

 

Yonca Bayrak

 

GÖKYÜZÜ BU AKŞAM "METEOR YAĞMURU"NA SAHNE OLACAK

 

 

"Yıldız kayması" olarak bilinen meteor yağmuru bu akşam tüm Türkiye'den izlenebilecek.

Gökyüzünde, saatte ortalama 80 meteorun gözlenebileceği tahmin ediliyor.

21.30 'da başlayacak yıldız kayması için en ideal saatin geceyarısı olduğunu belirten yetkililer yıldız kaymasının kuzeydoğu yönünden izlenebileceğini belirtiyor.

Gökyüzü meraklıları, meteor yağmurlarını Ankara Üniversitesi Ahlatlıbel Rasathanesinde düzenlenen etkinliklerle de izleyebilecek.

 

Yonca Bayrak

 

MEDVEDEV, GÜRCİSTAN'DAKİ OPERASYONLARI DURDURMA EMRİ VERDİ.

 

AGİT Dönem Başkanı Fin Dışişleri Bakanı Aleksander Stub'ın Moskova'da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile temasları sonrasında, Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, Rus intarfaks haber ajansına yaptığı açıklamada Gürcistan'daki askeri harekatın durdurulması için emir verdiğini bildirdi.

Ancak, Genelkurmay Başkan Yardımcısı Anatoliy Nogovitsin, Rusya'nın operasyona son vermesi kararının bölgeden tamamen çekildiği anlamına gelmediğini, Gürcü tarafının olası saldırısına anında karşılık vereceklerini söyledi.

Bu gelişme öncesinde sabahın erken saatlerinde Abhaz güçleri, Gürcistan askerlerini Kodori Vadisi'nin kuzeyinden çıkarmak amacıyla operasyon başlattı.

Bu operasyon sonrasında ele geçirilen bir köye Abhaz bayrağının çekildiği bildirildi. Aynı saatlerde Tiflis'e bir saatlik mesafedeki Gori kentine Rus bombardıman uçağı saldırı düzenledi.

Rusya saldırıyı kabul etmezken, TRT ekibi, saldırının hemen sonrasında girdiği Gori'de en az 5 sivilin cesetlerini ve yaralıları görüntüledi.

Saldırının havadan mı yoksa havan topundan mı kaynaklandığı yolunda çelişkili haberler geliyor. Gori'nin Rus birliklerin elinde olduğu iddiaları ise Moskova tarafından yalanlandı.

Son bombardımanın da ardından Gori'nin neredeyse tamamen boşaldığı ve tüm işyerlerinin kapalı olduğu bildiriliyor.

Kent merkezinde Gürcü birliklerine ait terk edilmiş, çok sayıda zırhlı araç, tank ve benzeri teçhizat dikkati çekiyor.

Gürcistan, birliklerinin, başkent Tiflis'i savunmak için geri çekildiğini bildirerek, duruma uluslararası güçlerin müdahale etmesini istedi.

Yardım taşıyan Türk Kızılayı da sorunsuz biçimde Tiflis'e ulaştı.

 

Yonca Bayrak

 

ORGANLAR TSK ‘NIN UÇAKLARI İLE YETİŞTİRİLİYOR

 

Türk Silahlı Kuvvetleri sahip olduğu araç-gereç ve ekipmanını sadece vatan savunmasına değil, hayat kurtarmak için de kullanıyor.

Son iki yıl içinde 31 hastanın ihtiyaç duyduğu organlar, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait hava araçlarıyla ulaştırıldı.

Organ naklinde zaman son derece kısıtlı. Organın en kısa sürede hastaya yetiştirilmesi gerekiyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri işte bu hastalara ihtiyaç duyduğu organları, askeri hava araçlarını tahsis ederek yetiştiriyor.

 

Yonca Bayrak

 

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ

"Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörleri büyük önem taşıyor.

Uzmanlar piknik sezonunun başlaması sebebiyle son günlerde çocuklarda görülen kene ısırması vakalarında artış olduğuna dikkat çekerek ebeveynleri uyarıyor.

Dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım'da saptanan ve daha sonra 1956 yılında Kongo'da görülen "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" (KKKA) hastalığına karşı alınabilecek önlemler konusunda Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kene tarafından ısırılma ile "Nairovirus" adı verilen bir RNA virüsünün vücuda girmesiyle oluştuğunu ifade ediyor.

Uzmanlar, bazı durumlarda virüsü taşıyan canlıların kanı veya vücut salgılarıyla temas sonucu hastalığın bulaşıcı risk taşıyabileceğini de belirtiyor. 30 kadar farklı kene türünün virüs taşıyabildiğini söyleyen uzmanlar, "Nairovirus" virüsünü çoğunlukla "Hyalomma" cinsi kenelerin taşıdığını açıklıyor.

Uzmanların verdiği bilgiye göre; kene ısırması sonucu birkaç -en geç 9- gün sonra, virüsü içeren kan veya vücut salgılarıyla temastan genellikle 5-6 -en geç 13- gün sonra hastalık belirtileri görülüyor. Hastalık ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, iştahsızlıkla başlayıp; bulantı kusma, ishal gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor. İlk günlerde yüz boyun ve göğüste cilt içi kanamaları, gözlerde kızarıklık ile kollarda bacaklarda morluklar oluşabiliyor. Hastalık nedeni ile burun idrar ve bağırsaklarda kanamalar da görülebiliyor. Karaciğer yetmezliğinin de gelişebildiği vakaların yaklaşık %30'u ölümle sonuçlanıyor. Hastalığın genellikle 2. haftasında ölüm vakaları meydana gelmekle beraber; iyileşme de hastalığın 9. ve 10. günlerinde gerçekleşiyor.

VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu, kanda virüse karşı oluşan antikorların gösterilmesiyle tanı konduğunu; bu antikorların, virüsün alınmasından sonra 6. günden itibaren kanda belirdiğini ifade ediyor.

Ayrıca diğer laboratuvar tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme ile kanama testlerinde bozukluk görülebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, hastalık ile ilgili açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Hastalığın belirli bir tedavisi yoktur. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi gibi destek tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Dr. Gülsemin Güloğlu, kenenin vücuttan çıkartılması için profesyonel yardım gerektiğinin altını çiziyor.

Dr. Gülsemin Güloğlu, "Özel pensetler yardımı ile kene bütün olarak vücuttan çıkartılmaya çalışılmalıdır. Eter veya başka bir anestezik madde kullanılarak kenenin çıkartılması tercih edimemelidir. Kene ısırığı sonrasında hemen koruyucu bir antibiyotik kullanılmaya başlanmasına gerek yoktur. Ancak kişi, ısırık sonrası 10 gün süreyle ateş yüksekliği açısından dikkatle izlenmelidir. Ateş yüksekliği veya başka herhangi bir klinik belirti durumunda zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır." dedi.

"Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörlerinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, korunma yöntemlerini şu şekilde sıralıyor:

Kırsal alanlarda çalışan ve hayvancılıkla uğraşanlar, pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmalı,

Böcek uzaklaştırıcı ilaçlar vücuda veya kıyafetlere uygulanmalı,

Hayvandan kene çıkarmaya çalışırken eldiven kullanılmalı,

Kırsal alanlarda bulunduktan sonra vücut, kene açısından dikkatle incelenmeli,

Vücuda kene yapışması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.

 

Yonca Bayrak

 

 

SAĞLIKTA SOSYAL SORUMLULUK 2008 ÖDÜLLERİ

 

"Sağlıkta Sosyal Sorumluluk 2008 Ödülleri", törenle sahiplerine verildi.

Gerçekleştirilen törende, Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Büyük Ödülü, "Sağlık İçin Sağlıklı Süt İçin" projesiyle Tetrapak'a gitti.

Aynı dalda ikincilik ödülü, "Ayışığı Aygaz'dan Sağlık Işığı" projesiyle Aygaz'a; üçüncülük ödülü de tüm ürünlerinin üzerine sigaranın zararlarını anlatan mesajların yazıldığı "Dumansız Nefes" projesiyle Seyitler Kimya'ya sunuldu.

Gecede, Sosyal Sorumluluklarını En İyi Yerine Getiren Sağlık Kuruluşu kategorisinde birincilik ödülünü, "Her Yüzde Bir Mutluluk" projesiyle Sanovel ilaç firması; ikincilik ödülünü, "Kadın Atölyeleri ve Oyuncak Kütüphanesi" projesiyle Actavis ilaç firması; üçüncülük ödülünü de "Türkiyem farket" projesiyle Abbott ilaç firması kazandı.

"Sağlıkta En Başarılı Sivil Toplum Kuruluşu" birincilik ödülüne, "Çok Yaşa Bebek" projesiyle Türkiye Bankalar Birliği'nin layık görüldüğü törende, bu kategoride ikincilik ödülü "Dikkat Bebek Var" projesiyle Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı'na; üçüncülük ödülü ise "Kalbinizi Koruyun İçinde Sevdikleriniz Var" projesiyle KVC Risk Platformu'na verildi.

Gecede, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un eşi ve Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Başkanı Caroline Koç ile geçen yıl yaşamını yitiren Ankara Güven Hastanesi'nin kurucusu Dr. Aysun Küçükel de "Sağlığa En Fazla Katkıda Bulunan Kişi" ödülüne layık görüldü.

Caroline Koç ve Küçükel'in ödüllerini, kendilerini törende temsil eden kişiler aldı.

Törene, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Bekir Keskinkılıç, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal ve sanatçı Derya Baykal'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

 

Yonca Bayrak

 

 

EĞİTİMLİ TÜRKLER ALMANYA'YI TERK EDİYOR

 

Almanya'nın önde gelen siyasi dergilerinden Der Spiegel uyardı; "Eğitimli Türkler Almanya'yı terk ediyor."

Der Spiegel'e göre, Almanya'da doğup büyüyen ve çok iyi derecede eğitim gören Türkler'in çoğu, "Almanya'da istenmedikleri" duygusuna kapıldıkları için Türkiye'ye ya da İngilizce konuşulan bazı ülkelere gidiyor.

Dergide yayınlanan araştırmaya göre, Almanya'da yüksek eğitim gören Türk asıllıların sayısı yaklaşık 20 bin..

Bu öğrencilerin 3'te 1'inden fazlası eğitimini tamamladıktan sonra Almanya'da kalmak istemiyor.

Dergiye göre, yüksek derecede vasıflı Türk asıllı akademisyenler, Almanya'da istenmedikleri duygusuna sahip oldukları için ülkeyi terk ediyor.



Yazıda, Türkiye'ye çalışmaya giden Türk asıllı Alman vatandaşlarının çoğunun durumlarından memnun oldukları ve bir daha Almanya'ya dönmek istemedikleri belirtildi.

 

Yonca Bayrak

 

 


AB Sevdâsına Neler Oluyor?: II
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 26.05.2008 Pazartesi
Yakın vakte kadar, Türklerin AB tutkunluğunda ciddî bir zayıflama görülüyor, yılbaşına dek tâkatten düşmeye başlayan AB sevdâsı, o tarihten sonra geçen dört aylık müddet zarfında da git-gide bir ilgisizliğe dönüşmeğe yüz tutmuş bulunuyor... Daha doğrusu "idi". Evet: İdi... "İdi..."; çünkü birden bire tekrar diriliverdi; hem de çok basit ve yalın bir sebepten. Bu sebebe bilâhare avdet edeceğiz; şimdi önce bu dirilişi görelim. *** Eurobarometer'in yapmış olduğu araştırmadan dört ay sonra, A&G Araştırma Şirketi'nin Nisan 2008 ayında yapmış olduğu başka bir araştırmanın Avrupa Birliği ile ilgili kısmındaki sonuçlar, yeniden AB'ye teveccühün kesâfet kazandığını göstermektedir [*] . Mehmed Ali Birand'ın başkanlığında, 5–6 Nisan 2008 tarihlerinde, Türkiye'nin 7 coğrafî bölgesinde, Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İçel, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Sakarya, Samsun, Trabzon, Van ve Zonguldak'tan müteşekkîl cem'an 26 il ve 68 ilçede ve bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfûsunu temsil eden 724'ü kadın, toplam 1.453 denekle, hanede yüz yüze görüşme metoduyla yapılan araştırmanın dikkat çeken iki ana sonucu bulunmakta: AKP bir miktar oy kaybederken, AB ilgisi de düşüşten tekrar yükselişe geçmiş bulunuyor. Bilhassa dâhilde vuku' bulan siyâsî dalgalanmalara bağlı gözüken bu sonuçları yorumlamadan önce, bâzı önemli tablolara gözatalım. Tablo: 1: Genel seçmenin tavrı

2002 2003 2004 2005 2006 2008 Ocak 2008 Nisan
AB'ye mutlaka girmeliyiz 56.5 58.7 67.5 57.4 32.2 30.1 41.9
Girsek de olur girmesek de 14.6 19.7 12.5 18.2 33.0 31.7 24.0
Kesinlikle girmemeliyiz 17.9 09.1 08.7 10.3 25.6 26.6 27.7
Cevap yok 11.0 12.5 11.3 14.1 09.3 11.6 06.4
TOPLAM 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0


Tablo: 2: AKP seçmeninin tavrı

Türkiye'nin AB Üyeliği Bugtün Seçim, Oy Kime? 2008 Ocak AKP Seçmeni 2008 Nisan AKP Seçmeni
AB'ye mutlaka girmeliyiz 29.5 47.1
Girsek de olur girmesek de 37.8 25.4
Kesinlikle girmemeliyiz 21.8 19.1
Cevap yok 10.8 08.4
TOPLAM 100.0 100.0

Tablo 3: Coğrâfî bölgelere göre seçmenin tavrı

Marmara Ege İç Anadolu Karadeniz Akdeniz Doğu Anadolu G. Doğu Anadolu Toplam Ortalama
Mutlaka girmeliyiz 42.6 35.7 43.0 26.2 38.9 54.2 77.5 41.9
Girsek de olur girmesek de 22.4 30.2 25.7 33.3 20.6 19.4 05.6 24.0
Kesinlikle girmemeliyiz 30.3 30.8 20.6 32.6 33.3 22.2 09.9 27.7
Cevap yok 04.7 03.3 10.7 07.8 07.2 04.2 07.0 06.4
TOPLAM 100 100 100 100 100 100 100 100

[*] Bkz.: A&G'nin Kanal D için yaptığı dev anket: "AKP oy kaybediyor, AB projesi kazanıyor"., URL: [http://www.kanald.com.tr/Haber/HaberDetay.aspx?haberid=4093&catid =32] (20.05.2008)

 

 


'Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da Din ve Âile: I
Durmuş Hocaoğlu

Bir önceki yazımızda, Avrupa'da dinsizlik nisbetlerini gösteren bir cetvel vermiştik; bu cetvelde verilen adedî değerler, aşağıda verilen harita ile de karşılaştırıldığında, İsveç, Norveç, Danimarka gibi Kuzey memleketleri ve, Komünist bir tecrübe yaşayan Estonya, Letonya, Litvanya, Çekoslovakya ve Batı Avrupa'da, Hollanda, Fransa, İzlanda'da hayli yüksek olan inançsızlığın, koyu Katolik bir mâzisi olan İtalya ve İspanya'da biraz daha düştüğü ve inançlılığın biraz yükseldiği; Katolik Polonya ve Portekiz ve Ortodoks Yunanistan'da ise hayli gerilediği ve inançlılığın ciddî şekilde bir artış kaydetmekte olduğu görülmektedir. [1]

 

 

Avrupa'nın inançlılık coğrafyası (Rusya ve eski Yugoslavya'nın büyük kısmı dâhil edilmemiştir)

 

Bir modernite krizi olan bu keyfiyet, Amerika'da, Avrupa'ya nisbetle daha ehvendir. Burada mekân problemi yüzünden veremeyeceğimiz Amerika değerleri [2] , daha yüksek bir inanç ortalaması göstermekte ve bu da Eski Kıt'a ile Yeni Kıt'a arasındaki – ekonomik verimlilik gibi - birçok farkla dikkat çekici bir paralellik göstermektedir ki bunlardan birisi de, Avrupa'da tehlike sınırlarına doğru bir gidişe işâret eden nüfus azalması, evlenmelerin düşmesi ve boşanmaların artmasıdır. Avrupa'da boşanma oranlarını gösteren aşağıdaki cetvel, çok önemli birşeylerin göstergesi olsa gerek. [3]

 

Ülke

1990

1991

1992

1993

1994

1995

1996

1997

1998

1999

2000

2001

2002

2003

Avusturya

36

37

36

36

39

42

43

44

46

47

50

60

54

51

Belçika

32

34

38

40

42

68

56

56

60

60

60

70

76

75

Bulgaristan

19

23

21

18

21

29

28

27

29

28

30

32

35

39

Hırvatistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

21

20

 

Güney Kıbrıs

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

11

13

 

Çek Cumhuriyeti

35

41

39

46

53

57

61

56

59

44

54

60

60

67

Danimarka

44

41

40

41

39

37

36

37

38

38

38

40

41

45

Estonya

49

56

75

74

76

106

103

95

83

82

77

76

70

 

Finlandiya

53

52

55

52

55

59

56

58

58

58

53

55

49

52

Fransa

37

39

40

43

46

47

42

41

43

41

 

39

 

 

Almanya

30

30

30

35

38

39

41

44

46

44

 

51

52

 

Yunanistan

10

10

13

12

14

17

25

19

14

16

15

20

19

20

Macaristan

38

40

38

41

43

47

46

53

57

56

50

56

55

55

İrlanda

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

15

13

 

İtalya

9

9

8

8

9

9

12

12

12

13

 

15

15

 

Letonya

46

50

77

70

73

71

63

63

64

64

67

62

61

48

Litvanya

35

45

46

59

47

46

55

61

64

64

64

70

66

62

Lüksemburg

33

29

29

32

30

35

39

50

50

50

48

52

54

51

Hollanda

30

30

33

35

44

42

41

40

37

38

39

47

40

40

Polonya

17

15

15

13

15

18

19

21

22

19

20

23

24

25

Portekiz

13

15

18

18

21

19

21

21

23

26

30

32

49

41

Romanya

17

20

17

19

26

23

24

24

28

25

23

24

25

25

Slovakya

22

24

24

27

31

33

34

33

34

35

36

41

44

41

Slovenya

22

22

22

22

23

19

27

27

28

27

30

33

35

34

İspanya

11

13

12

14

16

17

17

17

 

 

 

19

20

22

İsveç

48

55

59

64

65

67

64

65

66

59

54

59

56

54

Birleşik Krallık

44

50

49

53

52

53

55

52

53

53

 

 

 

 

AB-25 Ortalaması

(Mayıs 2004'den son-ra 25 üyeli AB'nin or-talaması)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

34

  'Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da Din ve Âile: II
Durmuş Hocaoğlu

Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da birçok bakımdan işler iyi gitmiyor. Dinsizliğin yayılmasına paralel olarak vuku' bulan gelişmeler fevkalâde kaygı verici: Âile, artık gerçek anlamda çöküş sınrlarına yaklaşıyor. Polonya'da neşrolunun Bulletin of Geography (Socio-Economic Series) dergisinde, "Polonya'da, Diğer AB Ülkelerine Kıyasla Evlenme ve Boşanma Nisbetleri" başlıklı bir araştırma makalesi yayınlayan yazarların varmış olduğu netîceler hulâsaten şöyle [1] : 1994-2004 arası on yıllık dönemde evlenmelerde muntazam bir düşüş görülürken (s.90, tablo: 1), boşanmalarda ise buna zıt olarak muntazam bir artış göze çarpmaktadır. Bu durum aşağıdaki cetvelde gösterilmiştir (s.92, tablo: 2).

1994-2004 arası dönemde boşanmalar

 

1994

1995

1996

1997

1998

1999

2000

2001

2002

2003

2004

Fark

 

Belçika

2.2

3.5

2.8

2.6

2.6

2.6

2.6

2.8

3.0

3.0

3.0

2.8

artış

Çek Cum.

3.0

3.0

3.2

3.2

3.1

2.3

2.9

3.1

3.1

3.2

3.2

3.0

artış

Danimarka

2.6

2.5

2.4

2.4

2.5

2.5

2.7

2.7

2.8

2.9

2.9

2.6

artış

Almanya

2.0

2.1

2.1

2.3

2.3

2.3

2.4

2.4

2.5

2.6

:

2.3

artış

Estonya

3.8

5.2

4.0

3.8

3.2

3.3

3.1

3.2

3.0

2.9

3.1

3.5

azalış

Yunanistan

0.7

1.0

1.0

1.1

0.7

0.9

1.0

1.1

1.0

1.1

1.1

1.0

artış

İspanya

0.8

0.8

0.8

0.9

0.9

0.9

0.9

1.0

1.0

1.1

1.2

1.0

artış

Fransa

:

2.10

:

:

:

2.0

:

:

:

:

2.2

2.1

:

Irlanda

:

:

:

:

:

:

0.7

0.7

0.7

0.7

:

0.7

:

Italya

0.5

0.5

0.6

0.6

0.6

0.6

0.7

0.7

0.7

0.8

:

0.7

artış

G. Kıbrıs

0.9

1.2

1.1

1.3

1.3

1.7

1.7

1.7

1.9

2.0

2.2

1.5

artış

Letonya

3.3

3.1

2.5

2.5

2.6

2.5

2.6

2.4

2.5

2.1

2.3

2.6

azalış

Litvanya

3.0

2.8

3.1

3.2

3.3

3.2

3.1

3.2

3.0

3.1

3.2

3.1

artış

Lüksemburg

1.7

1.8

2.0

2.4

2.4

2.4

2.4

2.3

2.4

2.3

2.3

2.2

artış

Macaristan

2.3

2.4

2.2

2.4

2.5

2.5

2.3

2.4

2.5

2.5

2.4

2.4

artış

Malta

0.0

0.0

0.0

0.0

:

0.0

0.0

:

:

:

:

0.0

:

Hollanda

2.4

2.2

2.2

2.2

2.1

2.1

2.2

2.3

2.1

1.9

1.9

2.1

azalış

Austurya

2.1

2.3

2.3

2.3

2.2

2.3

2.4

2.6

2.4

2.3

2.3

2.3

artış

Polonya

0.8

1.0

1.0

1.1

1.2

1.1

1.1

1.2

1.2

1.3

1.5

1.1

artış

Portekiz

1.4

1.2

1.3

1.4

1.5

1.7

1.9

1.8

2.7

2.2

2.2

1.8

artış

Slovenya

1.0

0.8

1.0

1.0

1.0

1.0

1.1

1.1

1.2

1.2

1.2

1.0

artış

Slovaky

1.6

1.7

1.7

1.7

1.7

1.8

1.7

1.8

2.0

2.0

2.0

1.8

artış

Finlandiya

2.7

2.7

2.7

2.6

2.7

2.7

2.7

2.6

2.6

2.6

2.5

2.6

azalış

İsveç

2.5

2.6

2.4

2.4

2.3

2.4

2.4

2.4

2.4

2.4

2.2

2.4

azalış

Birleşik Krallık

3.0

2.9

2.9

2.7

2.7

2.7

2.6

2.6

2.7

2.8

:

2.8

azalış

 

'Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da Din ve Âile: III
Durmuş Hocaoğlu

Gerçek âile çözülme yaşarken, bunun yanında, aynı cinsten olanların evlilikleri de meşrûlaşmakta ve bu evliliklerle, "Müseccel Birliktelik" ( Registered Partnership ) olarak adlandırılan yeni bir "âile" tipi ortaya çıkmaktadır. Bilhassa Hollanda, Norveç ve İsveç'de yaygınlaşan ve yüzde altmışaltısı "erkek karı-koca"dan oluşan bu âileler üzerine bir araştırma raporu yayınlayan G. Andersson, T. Noack, A. Seierstad ve H. Weedon-Fekjær'ın [2] verdikleri şu grafik, ilk başta – muhtemelen kanunun çıkmasını bekleyen birikmiş kitleden ötürü - ânî bir yükselme gösteren bu garip evliliklerin bir müddet sonra düşüşe geçmesinin akabinde, yeniden artış trendine girdiğini göstermektedir (s.7) (kırmızı çizgiler erkek çiftleri, maviler kadın çiftleri göstermektedir):

 

Batı toplumlarında dinin çekilmesiyle hâsıl olan boşluğun yerini doldurabilecek bir muâdilinin bulunamamasının – bulunabilir mi sorusu ayrı bir bahistir – ciddî bir içtimâî tehdit yarattığının en belirgin belgesi âilenin yaşamakta olduğu çöküştür demiş ve en son olarak da aynı cinsten olanların evlenmelerinin meşrûlaştırılmasını misâl olarak vermiştik. Filhakîka bugünkü Batı toplumlarında, ayıp hissi zâil olmuş, ayıp olanı ayıplamak ayıp olur olmuştur; öyle ki bu makule kişiler setrolmak bir yana bu kimlikleriyle toplum içinde gayet 'saygın' bir yer edinebilmektedirler; aşağıdaki resimde görülen, kendisinden onbeşyaş genç 'kocası', dâmad beğ David Furnish ile gerdeğe girmeden önce, yediyüz kişinin dâvet edildiği muhteşem 'düğün' töreni akabinde hayranlarını selâmlayan, 'Sir' ünvanlı, ellisekiz yaşındaki Elton John (ön tarafta) gibi meselâ.

Bu keyfiyetin aslında bir bakıma Batı'nın dinden yâni Hristiyanlıktan çıkarken bu çıkışın büyük ölçekte Antikite'ye, Antikite'nin varlık, insan ve ahlâk anlayışına dönüş – esâsen 'Renaissance'ın (Yeniden Doğuş) aslî mânâsı da budur: "aslına rücû" – sonucunda olduğunu söyleyebiliriz; zîra Antikite, yâni Yunan ve Roma klasik çağında bu gibi ef'al sâdece göz yumulur türden değil, müesseseleşmiş normal ilişkiler idi. Söz gelimi bugün nasıl şarkıcı Elton John'ın bir kocasının olması O'nun îtibârını sarsmıyorsa cihan fâtihi İskender'in de bir kocasının olması îtibârına halel getirmemişti ve bugün dahi öyledir. Evet: İskender'in gerçekten dâhi bir asker, gözüpek bir cengâver, fiziği ideal Yunan ölçülerine uygun, heykel gibi yakışıklı bir 'delikanlı' olduğuna bakıp da aldananlar olabilir; aman ha! Dikkat oluna! Bu 'delikanlı'nın - kendisi gibi yakışıklı - bir 'kocası' vardı: Efestion. Kendisi de bu güruhtan olan Thomas Cowan'ın yazdığına göre, İskender, Efestion'a öylesine tutkundu ki, O'nun için herşeyi yaptı; ordunun en üst kademelerine getirdi, elitlerden oluşan bir süvari bir­liğinin başına geçirip, en yakını, kralın sağ kolu anlamına gelen şiliark ünvanıyla onurlandırdı ve... [1]

"Hindistan'dan dönüş yolculuğunda Efestion yüksek ateşten ölünce, İskender'in acısı da çok büyük oldu. Üç gün bo­yunca yeme-içmeyi reddetti, bir Pers geleneğine uygun olarak, saçlarını kesti. Söylentilere göre teselli edilemeyen sa­vaşçı, Efestion'un hekimlerinin asılmasını emretti ve günler ve geceler boyunca ölmüş arkadaşının cesedinin yanında yattı. Genç imparator Patroklos için ağlayan Akhilleus gibi yaparak, bütün imparatorlukta resmi yas ilan etti. Ben­zerlerini aşan görkemli bir cenaze töreni düzenledi. Cenaze arabasını kendisinin çekmiş olması mümkündür.'

***

Hristiyanlık tabiî ki zinayı yasakladığı gibi, homoseksüelliği de yasaklıyordu; ne de olsa kitâbî bir din çünkü. Öyle ama, yine O'nda da bir 'defo' var, hem de öyle-böyle değil, çünkü ancak işte o kadar kitâbî. Evet, zinâ yasak ve lânetli, livâta dahi öyle; lâkin aynı dinin Kitâb-ı Mukaddes'inin Ahd-i Atîk'inde, yâni Hristiyanların kabûl ettiği ve Kitâb-ı Mukaddes'in büyük kısmını teşkîl eden Tevrat'ta öyle şeyler vardır ki insan kulaklarına kadar kızarır: Yahuda'nın, gelini Tamar ile zinası gibi düşük seviyeli masallar, ensest hikâyeleri yanında, en ağırı, hiç şüphesiz, ulu'l-azm resûlullah olan Hz. Lût'a, öz kızlarıyla ensest fiilini işlemek isnâdında bulunulmasıdır. Filhakîka, daha sonraları san'at eserlerine malzeme konusu edinilip estetize edilecek kadar tabiî addedilen bu mes'ele, Tevrat'ta anlatıldığına göre, Lût peygamberin kızlarının, zürriyetlerinin devâmı için erkek bulamadıklarından nâşî, babalarına şarap içirerek sarhoş etmek sûretiyle O'nunla yatarak hâmile kalmaları şeklinde cereyan etmiştir [2] .

Yâni aslında, bu gibi patalojik vak'aların Batı'nın sosyal genlerinde bulunduğunu ve modernite ile tekrar patladığını söyleyebiliriz.

[1] Thomas Cowan., Eşcinsel Dahiler., Çeviren: Kaan Yazıcıoğlu., Tüm Zamanlar Yayıncılık (tarihsiz; 2004 veya, öncesi)., s.19

[2] Tekvîn., 19/30-38

-------------

PEKİ KİM KAZANÇLI ?

 

Ekonomik istikrar çırpınışlarının gündeme ağırlığını koyduğu şu günlerde netleşemeden önemini yitirecek başka bir haber :

 

Türk Silahlı Kuvvetleri ‘nin, Irak'ın kuzeyine yaptığı harekatla ilgili verdiği genel görüşme önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi

 

Yapılan harekat'a, Çiçero'nun dediği gibi ‘kim kazançlı ?' sorusu damgasını vuruyor.

Çiçero ve Sezar aynı dönemin insanları.Çok hasımlı, çok entrikalı, hukuk ‘un üstünlüğü daimiyken ,adaletin dibinin kazıldığı bir dönem.Çiçero, filozof ve büyük hukukçu. Roma' da bir cinayet davasında , babasını öldürttüğü iddia edilen oğulun savunucusu oluyor. Suçlu olabilecek birinin savunucusuna halk ve savcı yapmadığını bırakmıyor. Kimsenin almak istemediği bu davadan Çiçero vazgeçmez.Davayı kaybetmeye yakın gibi gözükürken Çiçero karar merkezine bir savunmayla çıkar: Yakalanacağı aşıkar iken oğul zaten ona kalacak miras için hasta babasını niye öldürtsün ? Mirastan olacağı gibi bir çuval içerisine yılan, horoz, maymun ve kedi ile konulup ölmesi için nehre atılacak. .Geriye kalacak mirasın ve toprakların cazibesi korkunç.Bu cinayetin sonunda kim kazançlı ?Oğulu suçlayanların yalancı şahit, azmettiricilerinin de Tiranın adamları çıkması sonucunda kazanç amacı güdenlerin akibeti hüsran ve sahip olduklarını da kaybetme.Dava neticesinde en kazançlı Çiçero ,bir numara.

 

Bir filozofun olaylara yaklaşımından yola çıkarak değerlendirme yapar isek;

Harekata destek veren AKP ,ordumuzun daima yanındayız (baş) örtüsünün altına saklanarak kendisine paye çıkarıyor.Aynı zamanda genel baş sağlığı temennisiyle nabza göre şerbet sunuyor.

 

Harekatın başlaması ve bitmesi muhteşem oldu.Peki ama kimin için ?Bir gece ansızın tekrar gelebiliriz.Ankara ‘ya adım atamayan Talabani, Ankara ‘da muhatap buldu.Türkiye'den kaçan teroristler Barzani'nin tarafına sığındı.Memfaatle kucaklanan teroristler,şimdilerde Barzani'nin pkk taburuna malzeme ve kelle.

 

Dağlıca'nın öcünü alacağız diye naralar atan AKP taraftarı halk, İsrail bayrakları yakar iken şimdi gazı alınmış bir rahatlıkla ,AKP destekledi ordu girdi marurluğunda.Kış uykusundan uyanana kadar sesleri çıkmaz artık. İzledikleri dizilerle rüyalarında başarı üstüne başarı kazanıyorlar.

 

Takınyalı yatırımcılar, Türk bir kükrer pir kükrer bir hafta ekonomik dalgalanma yeter.Aman istikrar bozulmasın ağırlığında.Sat kurtul ver kurtul.Ekonominin merkezi İstanbul olma yolunda ilerlerken rantçılar memnun.Ya tarih tekerrürden ibarettir endişesiyle bankerler dönemini işaret edenler ne derece kazançlı.