www.suBRosa.com.tr www.suBRosa.com.tr

Gerçekten Okumak İsteyen
Başarısız Gençlere Burs Veriyoruz www.bursaraniyor.com


ŞEHİT VEZİR NİZAMÜL MÜLK Oya Alpan

 
Uluslar arası ilişkiler ve siyaset denince, akla ilk olarak bir büyük Türk'ün ismi gelir, tıpkı matemetik, astronomi, fen bilimlerin de olduğu gibi siyasete de Türkler damgalarını vurmuşlardır. Tüm zamanların en büyük siyasetçilerinden biri de tartışmasız, şehit vezir NİZAM-ÜL MÜLK tür. Aradan 1000 yıl geçmesine rağmen yazdığı zamanlar üstü kitabı, SİYASETNAME pek çok dünya diline çevrilmiş ve siyasetçilerin başucu kitabı olmaya devam etmiştir. Bugünkü sohbetimde size bu büyük Türk'ün padişahlara yani bugüne uyarlarsak parti liderlerine verdiği öğütlerin bir bölümünü anlatacağım;

Bakın büyük Türk ne demiş

PADİŞAHLARIN DEVLET İŞLERİNDE ALİMLERE DANIŞMALARI
( Parti Liderlerinin Kurmaylarına Danışmaları)


Hıristiyanlık tarihinde üçlü anlayışını (Thrinity, Ekanim-i Selase- Üç Uknum) reddeden mezhep ve akımlar içinde Ebonitler, Erken Hıristiyanlık döneminde ilk cemaatlerden önemli bir grubu oluşturdukları için dikkate alınması, derinlemesine incelenmesi gereken bir yapı arz etmektedirler.

Erken Dönem Yahudi-Hıristiyan İnancasında Tevhid ve Teslis Mücadelesini anlatan Sn.Lütfü Özşahin'in yazdığı EBİONİZM kitabı seçkin yayınevi ve kitapçılarda satışa sunulmuştur.


PAPA'NIN TÜRKİYE ZİYARETİ


Genelkurmay uyardı, Sezer değiştirdi…

Papa 16'ıncı Benedict'in Türkiye programı, Pazar Vatan'da yayınlanan Aytunç Altındal röportajı üzerine Genelkurmay Başkanlığı'nın bilgi vermesi sonucu Cumhurbaşkanı Sezer'in müdahalesiyle değiştirildi. Genelkurmay'dan teşekkür aldığını söyleyen Aytunç Altındal ile Papa'nın yeni programını


Nihad Asya''dan Ezberlenecek Şiirler

Bayrak

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü...
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın, ne çıkar.
Yurda ay-yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;
Yeryüzünde yer beğen...
Nereye dikilmek istersen
Söyle, seni oraya dikeyim!


Ağıt

Ağlayın parmakları nur
Sularından kınalı kızlarım,
Ağlasın Meraga göklerinden
Meraga''ya bakıp yıldızlarım

Yollara Kürşat''lar uzanmış, ölü...
Ağlasın Akülke, ağlasın Sütgölü!

Yiğitlerim uyur gurbet ellerde...
Kimi Semerkant''ta bekler beni,
Kimi Caber''de...

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok...
Ben nasıl varım?
Ağla, ey Tanrı dağlarından
İndirilmiş Tanrım!

Şu yakın suların
Kolu neden bükülmez?
Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin
Benden doğar, bana dökülmez?

Ben ki ateşle konuşurdum, selle konuşurdum
İtil''le, Tuna''yla, Nil''le konuşurdum.
''Sangaryos''u ''Sakarya'' yapan,
''İkonyom''u ''Konya'' yapan
Dille konuşurdum.


Fetih Marşı

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çekdiriler, kalyonlar çekilecek.
Kelpetenlerle sûrun dişleri sökülecek!
Yürü, hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden...
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın...
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın''

Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini!
Göster, kabaran sular nasıl yıkar bendini!
Küçük görme, hor görme-delikanlım-kendini!
Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!

Bu kitaplar Fatih''tir, Selim''dir, Süleyman''dır;
Şu mihrab Sinanüddin, şu minâre Sinan''dır;
Haydi artık, uyuyan destanını uyandır!
Bilmem, neden gündelik işlerle telâştasın...
Kızım, sen de Fatih''ler doğuracak yaştasın!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin...Millet yürüyecek arkandan!
Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan''dan...
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!

Bırak, bozuk saatler yalan, yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hâlâ ne diye, kendinle savaştasın?
Fatih''in İstanbul''u fethettiği yaştasın!

AZINLIK VAKIFLARI MESELESİ AİHM 'de yeni sonuçlanan davalarla yeniden Gündemi oluşturacak. Bu konuda deteylı bilgi sahibi olmak için tıklayınız

Şimdi bu azınlık vakıfları meselesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi şu.

•  1936'dan 2002 yılına kadar azınlıklar adına kurulmuş olan vakıflarda, gayrimenkul edinebilme imkanı çıkıyor. 44. Maddenin değiştirilmesi ile oluşuyor bu iş . 2262 nolu kanunun 44. Maddesi değişikliği ile oluyor. Şimdi 44. Maddenin değiştirilmesi ile birlikte azınlık vakıfları adı altında çalışan kuruluşlarda bir defa sayıca bir artma oldu. Ben size bazı rakamlar getirdim. Bundan önce bu mantığı gösteren AB'nin empoze ettiği bir husus bu vakıflarla ilgili olaylar , tarih , gün saat belirtilerek iki tane olay anlatacağım.

İçinde bulunduğumuz bu ay i 10 Ağustos 1920 Sevr anlaşmasının 85. Yıl dönümü. Şimdi Sevr anlaşmasının içinde maddelerden bazılarını okuyacağım.

Kanaatı o el kaldırmış olan milletvekillerimize ve tabii ki milletimize bırakıyorum. Aynen okuyacağım maddeleri, Sevr anlaşmasının içinde yer alan 141, 142, 149

141 : Türkiyede yaşayan herkes , her inancın, dinin yada mezhebin gereklerini ister açıkta , ister özel olarak özgürce yerine getirmek hakkına sahip olacaktır. Bakın ne güzel bir madde, buna kimsenin hayır demesi mümkünmüdür? Değildir. Bu kadar güzel bie 141. madde var

142: ( Ambalajın İçi) 1 kasım 1914'den beri Türkiye'de bir terör rejimi bulunduğu için İslam dinine geçişlerin hiç biri olağan koşullar altında gerçekleşmiş olmayacağından 1 kasım 1914 ‘den önce müslüman olmayan kişilerin müslüman sayılmaları mümkün olmayacaktır. Osmanlı hükümeti devleti bu kişilere tazminat ödemeye mahkumdur.

149: ( Şekerler kutunun içinde, kutu madde 149) Osmanlı hükümeti, Türkiye'deki tüm soy azınlıkları kilise ve okul konularında özerkliğini tanımayı ve saygı göstermeyi yükümlenir. Osmanlı hükümetin çıkardığı bu konularda kısıtlamayı öngören tüm yasalar, kararnameler, yönetmelikler ve genelgeler bu tarihten itibaren geçersiz sayılmıştır.

Osmanlı adalet rejiminde yapılacak tüm değişikliklerde, soy azınlıkların ayrıcalıkları düşünülüp, sayılacaktır.

En Çok Okunanlar

  1. BOR-TORYUM-NEPTÜNYUM
  2. MUSA'NIN NECİP (!) EVLATLARI BİLSİNLER Kİ
  3. PROTESTAN SENDROMU VE ESKİ MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER
  4. AB'nin Geleceği ve Türkiye
  5. Atatürk'ün Vasiyetini SAklamasınlar
  6. FARMASON MUSA EFENDİ
  7. HOŞGÖRÜCÜ FETHULLAH GÜLEN KINA YAKACAK MI (I)?
  8. HOŞGÖRÜCÜ FETHULLAH GÜLEN KINA YAKACAK MI (II)?
  9. ÇOK HAFİF OLURSAN ÇOK KUCAK GEZERSİN
  10. Dünya İklimindeki Yaşamı Tehdit Eden Değişim
  11. Deveye Sormuşlar: "Boynun Neden Eğri?" O da Demişki "Nerem Doğru?
  12. Abdullah Çatlı - Oral Çelik DELMİŞ ROMA'NIN KALBİNİ MIZRAK GİBİ HUNLAR
  13. Rumların Gayrimenkul Davaları Sonuçlandı

 

HUNCULAR     

         
Aksın Kanım Kefenime Renk Olsun, Al Kefenim Bayrağıma Denk Olsun


Güncel

Kosova’da Türkçenin yaşatılmasına Türkiye de destek veriyor

Kosova Cumhuriyeti Avrupa'nın ve dünyanın en genç devleti...

Bu ülkede yaşayan Türkler Kosova Türk Demokratik çatısı altında birleşmişler.

Kosova Türkleri, hükümette 1 bakan, 2 bakan yardımcısı, parlamentoda ise 3 milletvekili ile temsil ediliyorlar.

Yerel yönetimlerde ise Türkler, 1 belediye başkanlığı belediye başkan yardımcılıkları ve çok sayıda belediye meclis üyeliği ile varlıklarını sürdürmekteler.

Türklerin bu topraklardaki varlığının en güçlü dayanağı ise Türkçenin yaygın olarak kullanılmasıdır.

Osmanlı Devleti'nin 1912 yılında Rumeli'den çekilişinden sonra, Kosova’da yeniden Türkçe eğitim-öğretim 1951 yılında yapılmaya başladı.

20. yüzyılın ikinci yarısında çeşitli toplumsal-siyasi gelişmeler, baskılar ve diğer sebeplerden dolayı 1970’li yıllarda Kosova’da bazı yerleşim birimlerinde Türkçe sınıflar kapandı. 1999 yılındaki NATO müdahalesinden sonra ise yeniden açıldı.

Uluslararası antlaşmalar ve buna dayanarak çıkarılan Kosova Cumhuriyetı Anayasası ve Eğitim Yasası, azınlık topluluklarına anadilinde öğrenim görme ya da anadilini öğrenme hakkını tanımaktadır.

Bu yasalara dayanarak Prizren, Mamuşa, Priştine ve Gilan belediyelerinde yaşayan Türk toplulukları anadilinde okulöncesi ilk ve ortaöğretimi görme hakkından yararlanarak Türkçe eğitim ve öğretim yapmaktadırlar.

Kosova'da Türk varlığının devam etmesi ve çözülmemesi için Vuçitırn gibi kentlerde Türklerin ilk ve orta eğitimde Türkçe dersini görmelerini sağlamak gereklidir.

Kosova'daki Türklerin Parlamentodaki tek siyasi temsilcisi Kosova Türk Demokratik Partisi'nin iktidarda olması verilen bu mücadelenin daha başarılı olmasını sağlıyor.

Türkiye büyük öğrenci projesi ile Kosova'da Türkçenin yaşatılmasına büyük destekler sağlıyor.

Mamuşa, Arif Bütüç’ün belediye başkanlığında Türklerin temsil edildiği bir belediye...

Vuçitırın ve dolayısıyla Mitroviça'da da anadilde, öğrenim görme olanakları olduğundan Türkçe dersi için yetkili organlardan talepte bulunmak, öğrencileri belirlemek ve bu dersi verecek bir öğretmen bulmak gerekecektir.

Bu çalışmayı ise Vuçitırn ve diğer kentlerde faaliyette bulunan sivil toplum örgütleri ve Kosova Türk Demokratik Partisi'nin yapması yerinde olacaktır.

Türkçe basılan çocuk dergileri ve gazeteler yanında internet gazeteciliği de basarılı bir şekilde sürdürülüyor Kosova'da…

Kosova’da verilen mücadele neticesinde Türkçe belirli bir yere geldi ancak yeterli değil...

Kosova’da Türk toplumunun Türkçe ve Türkçe eğitim için verdiği mücadele daha güzel yarınların habercisi aslında...

Gelecek kuşakları bu yüzden güzel günler bekliyor. 29/10/2009

 

Tenkil, Harp, Muhârebe ve Savaş Üzerine Birkaç Başlık
Durmuş Hocaoğlu

Yeniçağ Gazetesi / 09.03.2008 Pazar
Son günlerde, üzerindeki tartışmaların hâlâ bitmediği – bitecek gibi de değil aslında - Kuzey Irak harekâtı dolayısıyla, "savaş" kelimesi çok sıklıkla ve hemen dâimâ - ve aynı zamanda çok kere de maksatlı - olduğu gibi yanlış şekilde kullanılır oldu; savaş ile ilgili terimlerin hemen çoğu yanlış isti'mâl ediliyor – diğerlerinde de olduğu gibi. Neresi yanlış derseniz, derim ki; ilkin, savaş, meşrû kuvvetler arasında olur; aksi hâlde, tıpkı, "PKK'ya karşı savaş" diye bir ifâde kullanıldığında PKK'nın meşrûlaştırılmış olması şeklinde, amacına zarar veren bir netîce hâsıl eder; en azından, meselâ, yakalanan teröristlere harp esiri muâmelesi yapmak zarûretinin hâsıl olması gibi. Hâlbuki, PKK bir çetedir; kanlı bir vahşet çetesi; çeteler ile savaşılmaz, bu, onlar için, hakketmedikleri bir taltîf olur; o gibiler ancak tenkîl edilir. Bir yanlış da şu: Her "savaş", "savaş" değildir: Harp (War, Guerre) başka, Muhârebe (Battle, Bataille) başka; her ikisine de savaş denince çok şey birbirine karışır: "İstiklâl Harbi"nin "Kurtuluş Savaşı"na dönüştürülmesindeki cehâlette olduğu gibi. "Savaş", daha umûmî bir ıstılah. Şimdi biz, savaş'ı "harp" kontekstinde kullanalım ve "savaş nedir" diye soralım. Savaş nedir ve nasıl bir şeydir? *** Hobbes'a göre, savaş, beşeriyetin tabiî hâlidir; Tabiî Devlet, aynı zamanda bir harp devletidir. Ayrıca, devletin olmadığı yerde herkes herkesle savaş hâlindedir ve bundan dolayıdır ki, en kötü devlet bile devletsizlikten evlâdır. Kant'a göre, insanlar arasındaki Tabiî Hâl ( status naturalis ) bir barış hâli değil, her ân patlamasa bile her ân patlayacakmış gibi duran bir savaş hâlidir; vazıyet bu kadar ciddî yâni. Zîra, insanoğlunun harbetmek için, husûsî bir sâike ihtiyâcı yoktur, onun kökleri insan rûhunun derinliklerine gömülüdür. Clausewitz'e göre, Savaş, düşmana irâdemizi zorla kabûle ettirmek demek olup, hâl-i harpte güç kullanımının bir sınırı yoktur ve yine, savaş, siyâsetten bağımsız, kendisi olarak bir anlam ifâde etmez; siyâsî bir eylemdir, siyâsetin başka vâsıtalarla sürdürülmesidir; Freud'e göre, savaşın sâiki, insanoğlunun, cibillî ve genetik olarak, birikmiş erilimlerini boşaltmak, liderliklerini isbat etmek, kendisinden önceki nesillerin yerini almak, kendilerine dayatılan yasaklardan kurtulmak veya sıkıntılarını defetmek gibi sebeplerden kaynaklanan saldırgan davranışlarıdır; Marksizm'e göre, savaş Clausewitz'in dediği gibidir: "Politikanın, orgütlenmiş silahlı güçler (ordu) aracılığıyla, zor araçları kullanılarak, belli ekonomik çıkarların ve politik hedeflerin kabul ettirilmesi amacıyla sürdürülen biçimi." C. Wright'a göre, savaş, birisinin, kendi siyâsî sisteminden ekonomik menfaatler ele geçirmenin bir yoludur. Savaşla ilgili materyaller yapan sanâyiciler ve kendilerinin bir "askerî-sınâî kompleks" içerisindeki müttehid güçlerinin değerlerini isbatlamanın bir fırsatı olarak telâkkî eden profesyonel savaşçıların kamunun görüşünü manüple etmeleri ve seçilmişleri savaş yolunda baskı altında tutmaları savaşın muharrik sâiklerindendir; Margaret Mead'e göre, savaş, bir kere öğrenildikten sonra nesilden nesile intikal eden bir insanlık îtiyâdıdır. Çocuklar, içlerinde şiddetin önemli bir unsur olduğu hikâyelerle büyütüldükleri, öğrenimlerinde şiddetin özendirildiği eylemlerle yetiştirildikleri ve büyüklerinin çatışmacı faaliyetlerini gayretle taklîd etmeye yönlendirildikleri takdirde, cemiyet(ler), diğer devletlerle olan ihtilâflarını harp vâsıtası ile halletme istikametinde yönelmiş olacaklardır. Makyavel'e göre ise, savaş çok ciddî bir şeydir ve binâenaleyh, ciddiye alınmalıdır; çünkü, Peygamber­lerden silâhlı ve kuvvetli olanları muzaffer ve silâhsızları makhur ve perîşan olmuşlardır. Troçki de ciddiyet konusunda aynı fikirdedir: Siz savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz, der, ama savaş sizinle ilgilenmektedir. Makyavel'i referans gösteren Erwin Rosenthal'a göre, Peygamberlerin de kılıca ihtiyâcı vardır ve nitekim, (Hz.) Îsâ başaramadı, çünkü kılıcı yoktu, (Hz.) Muhammed başardı; çünkü kılıcı vardı , der. Doğrudur; peygamberler de insandır ve insanoğlu da her zaman iyi sözden anlamaz, bâzan kafa kırmak, boyun koparmak îcap eder. Çünkü yine Hobbes'ca dersek, " kılıcın zoru olmadığı takdirde ahidler sâdece sözlerden ibâret kalır" . Ayrıca, savaş o kadar kötü birşey de değildir; nitekim, devletler arası münâsebetlerde barış yoluyla çözülemeyen problemlerin ancak savaş yolu ile çözülebileceğini, savaşın, en son ve en kesin çözüm şekli olduğunu söyleyen Hegel'e göre, savaş sâdece kötü olmayan değil ve fakat daha fazlası, iyi olan birşeydir de; barışın dumûra uğratıcı, gevşetici niteliğine karşılık, savaş dinamizm getirmektedir. Filhakîka, Brooke'a göre, savaş, normal barış zamanlarında açığa çıkmayan, kendisini aşan yüksek gayeler için gösterilmesi gereken fedâkârlık, cesâret, kahramanlık ve bağlılık gibi yüksek seviyedeki beşerî kalitelerin denenmesi açısından fırsatlar yaratır. *** Velhâsıl savaş çok ciddî birşey; lâubâlilik kaldırmaz.

 

KARA HAREKATI PETROL İHRACATINI ETKİLEMEYECEK

 

Irak, sınır ötesi harekatın, Türkiye üzerinden yapılan petrol ihracatına engel oluşturmayacağını bildirdi.



 

Irak petrol bakanlığının bir yetkilisi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ötesi harekatının boru hattından petrol sevkiyatını etkilemeyeceğini açıkladı.

Kerkük-Yumurtalık boru hattında güvenliğin sağlanmasından sonra, Irak'ın, petrol ihracatı geçen yıl yüzde 9,2 oranında arttı.

Yonca Bayrak

 

 

İRAN SINIRINDA ÖNLEM ALIYOR

 

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyine yönelik harekatının ardından, İran da kendi sınırında önlem almaya başladı.

Tahran yönetimi, Irak sınırına takviye yaptığını açıkladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Ali Hüseyni haftalık basın toplantısında, "Sınırımıza takviye için gerekli önlemleri alıyoruz" ifadesini kullandı.

Hüseyni, bölge ülkeleriyle güvenlik konusunda işbirliğini, PKK ve bölgedeki diğer terör örgütleriyle mücadelede en iyi yöntem olarak kabul ettiklerini de dile getirdi.

Bir süredir terör örgütü PKK'nın İran'daki kolu olan PJAK ile mücadele eden Tahran yönetiminin, Türkiye'nin düzenlediği harekatın ardından sınırdan topraklarına terörist sızmasına karşı önlem amacıyla bu takviyeyi yaptığı belirtiliyor.

Yonca Bayrak, 24.02.2008

 

 

HOCALI KATLIAMINI ANMA TORENI

 

Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentinde, Ermeniler tarafından 1992 yılında gerçekleştirilen Hocalı Katliamı'nı anma töreni ve paneli düzenlendi.

Ermeniler tarafından 1992'de Hocalı kentinde katledilen 613 Azeri Türkünün anıldığı gece, Türkevi'nde yapıldı.

New York Başkonsolos Yardımcısı Başar Şen açılış konuşmasında, Yukarı Karabağ'da bulunan Hocalı kasabasının Ermeniler tarafından yok edildiğini anlatarak, Hocalı'nın, Azeri Türkleri'ne nasıl vahşet uygulandığını gösteren acı bir simge haline dönüştüğünü anlattı.

Ermenilerin, Hocalı katliamının sorumlusu olarak kabul edilmeleri ve Azerbaycan'a ait topraklardan çekilmeleri için uluslararası topluma yapılan başvuruların devam ettiğini anlatan Şen, yeni kuşakların Hocalı katliamını unutmaması gerektiğini belirtti.

Yonca Bayrak, 24.02.2008

 

KIBRIS RUM KESİMİNDE SEÇİM

 

Kıbrıs Rum Kesimi'nde liderlik seçiminin ikinci turu yapılıyor.


Seçimin ikinci turunda 516 bin seçmen sandık başına gidiyor.

Seçime, ilk turun galiplerinden AKEL Partisi Genel Sekreteri ve Rum Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas ile sağın bağımsız adayı Yannis Kasulidis katılıyor.

Kassulidis ve Hristofyas'tan hangisinin yeni lider olacağı Papadopulos'un oylarının nasıl dağılacağına bağlı.

Kilit konuma gelen Papadopulos'un partisi DİKO Hristofyas'ı, Kilise de Kassulidis'i destekleme kararı aldı.

DİKO içinden bazı bakanların Kassulidis'e desteklerini açıklamaları parti içinde oy kaymaları yaşanacağı sinyali veriyor.

Papadopulos yandaşlarının görüş bildirmediği son kamuoyu yoklamasında Hristofyas yüzde 48, Kassulidis ise, yüzde 47 oy potansiyeline sahip görünüyor. Kıbrıs Rum Kesimi'nde liderlik seçiminin ikinci turu yapılıyor.

Seçimin ikinci turunda 516 bin seçmen sandık başına gidiyor.

Seçime, ilk turun galiplerinden AKEL Partisi Genel Sekreteri ve Rum Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas ile sağın bağımsız adayı Yannis Kasulidis katılıyor.

Kassulidis ve Hristofyas'tan hangisinin yeni lider olacağı Papadopulos'un oylarının nasıl dağılacağına bağlı.

Kilit konuma gelen Papadopulos'un partisi DİKO Hristofyas'ı, Kilise de Kassulidis'i destekleme kararı aldı.

DİKO içinden bazı bakanların Kassulidis'e desteklerini açıklamaları parti içinde oy kaymaları yaşanacağı sinyali veriyor.

Papadopulos yandaşlarının görüş bildirmediği son kamuoyu yoklamasında Hristofyas yüzde 48, Kassulidis ise, yüzde 47 oy potansiyeline sahip görünüyor.

Yonca Bayrak, 24.02.2008

 

 

KARA HAREKATININ 3. GUNU

 

Mehmetçik'in Irak'ın kuzeyine yönelik kara harekatı sürüyor. Harekatın 3 günlük bilançosu terör örgütü için ağır oldu. Harekatın başlamasından bu yana 112 terörist öldürüldü, 63 hedef vuruldu.

Teröristler panik halinde güneye doğru kaçıyor.

Bugünkü (24.02.2008) çatışmalarda 8 asker şehit oldu.

Mehmetçik'in sınır ötesindeki terör yuvalarına yönelik harekatı aralıksız sürüyor.

Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yaptığı son açıklamayla, Perşembe günü başlayan hakettaki son durumu anlattı.

Dört ayrı bölgede teröristlerle sağlanan sıcak temas aralıklarla devam ediyor.

Harekat sırasında, bazı ağır silahlarla desteklenen terörist yuvaları, uçaklar, silahlı helikopterler ve kara ateş destek vasıtaları ile yoğun ve etkili bir şekilde ateş altına alınarak dağıtıldı.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şunlara yer verildi;

"İlerleme istikametleri üzerindeki terörist unsurlar, birliklerimizin etkili manevraları ve çok yakın mesafeli çatışmalarla saf dışı bırakılmıştır.

Harekat ilerledikçe tespit edilen çok sayıda terörist barınma ve lojistik tesisi, içlerindeki silah, mühimmat ve malzeme ile birlikte tahrip edilmiştir. Geçilen bölgelerde terörist altyapıyı teşkil eden doğal ve yapay tüm tesisler, kısa sürede yeniden onarılamayacak şekilde kullanılamaz hale getirilmektedir."

63 Hedef Yerlebir Edildi
Türk jetleri her birinde teröristlerin bulunduğu kesin olarak tespit edilen 63 hedefi yerlebir etti.

Panik yaşayan teröristler birbirine düştü.

Açıklamada, "Harekat bölgesinde elde edilen hassas kaynak istihbaratından, çaresizlik içindeki örgüt mensuplarının birbirini ajanlıkla suçladıkları, bir kısmının Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı koymak istemediği; bazı gruplar arasında çıkan iç çatışmalarda ise ölen ve yaralananlar olduğu öğrenilmiştir. Harekat bölgesindeki mukavemetleri büyük oranda kırılan teröristler, çatışmalarda ölen arkadaşlarının cesetlerini tuzaklamak ve ilerleme yollarına el yapımı patlayıcı ve mayın döşemek suretiyle zaman kazanmaya ve yer yer panik halinde güneye doğru kaçmaya çalışmaktadırlar." denildi.

Diğer Haberler İçin www.suBRosa.com.tr Tıklayınız