>
www.huncular.com |
E-Posta | |
![]() |
|
![]() |
| www.suBRosa.com.tr | HUNCULAR | www.suBRosa.com.tr |
|
|
| |
|
|---|---|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| |
|
| İÇİNDEKİLER | |
Gerçekten Okumak İsteyen Başarısız Gençlere Burs Veriyoruz ŞEHİT VEZİR NİZAMÜL MÜLK , Oya Alpan
Uluslar arası ilişkiler ve siyaset denince, akla ilk olarak bir büyük Türk'ün ismi gelir, tıpkı matemetik, astronomi, fen bilimlerin de olduğu gibi siyasete de Türkler damgalarını vurmuşlardır. Tüm zamanların en büyük siyasetçilerinden biri de tartışmasız, şehit vezir NİZAM-ÜL MÜLK tür. Aradan 1000 yıl geçmesine rağmen yazdığı zamanlar üstü kitabı, SİYASETNAME pek çok dünya diline çevrilmiş ve siyasetçilerin başucu kitabı olmaya devam etmiştir. Bugünkü sohbetimde size bu büyük Türk'ün padişahlara yani bugüne uyarlarsak parti liderlerine verdiği öğütlerin bir bölümünü anlatacağım; Bakın büyük Türk ne demiş
PADİŞAHLARIN DEVLET İŞLERİNDE ALİMLERE DANIŞMALARI ( Parti Liderlerinin Kurmaylarına Danışmaları)
Hıristiyanlık tarihinde üçlü anlayışını (Thrinity, Ekanim-i Selase- Üç Uknum) reddeden mezhep ve akımlar içinde Ebonitler, Erken Hıristiyanlık döneminde ilk cemaatlerden önemli bir grubu oluşturdukları için dikkate alınması, derinlemesine incelenmesi gereken bir yapı arz etmektedirler. Erken Dönem Yahudi-Hıristiyan İnancasında Tevhid ve Teslis Mücadelesini anlatan Sn.Lütfü Özşahin'in yazdığı EBİONİZM kitabı seçkin yayınevi ve kitapçılarda satışa sunulmuştur. |
|
PAPA'NIN TÜRKİYE ZİYARETİ
AZINLIK VAKIFLARI MESELESİ AİHM 'de yeni sonuçlanan davalarla yeniden Gündemi oluşturacak. Bu konuda deteylı bilgi sahibi olmak için Şimdi bu azınlık vakıfları meselesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi şu. 1936'dan 2002 yılına kadar azınlıklar adına kurulmuş olan vakıflarda, gayrimenkul edinebilme imkanı çıkıyor. 44. Maddenin değiştirilmesi ile oluşuyor bu iş . 2262 nolu kanunun 44. Maddesi değişikliği ile oluyor. Şimdi 44. Maddenin değiştirilmesi ile birlikte azınlık vakıfları adı altında çalışan kuruluşlarda bir defa sayıca bir artma oldu. Ben size bazı rakamlar getirdim. Bundan önce bu mantığı gösteren AB'nin empoze ettiği bir husus bu vakıflarla ilgili olaylar , tarih , gün saat belirtilerek iki tane olay anlatacağım. İçinde bulunduğumuz bu ay i 10 Ağustos 1920 Sevr anlaşmasının 85. Yıl dönümü. Şimdi Sevr anlaşmasının içinde maddelerden bazılarını okuyacağım. Kanaatı o el kaldırmış olan milletvekillerimize ve tabii ki milletimize bırakıyorum. Aynen okuyacağım maddeleri, Sevr anlaşmasının içinde yer alan 141, 142, 149 141 : Türkiyede yaşayan herkes , her inancın, dinin yada mezhebin gereklerini ister açıkta , ister özel olarak özgürce yerine getirmek hakkına sahip olacaktır. Bakın ne güzel bir madde, buna kimsenin hayır demesi mümkünmüdür? Değildir. Bu kadar güzel bie 141. madde var 142: ( Ambalajın İçi) 1 kasım 1914'den beri Türkiye'de bir terör rejimi bulunduğu için İslam dinine geçişlerin hiç biri olağan koşullar altında gerçekleşmiş olmayacağından 1 kasım 1914 ‘den önce müslüman olmayan kişilerin müslüman sayılmaları mümkün olmayacaktır. Osmanlı hükümeti devleti bu kişilere tazminat ödemeye mahkumdur. 149: ( Şekerler kutunun içinde, kutu madde 149) Osmanlı hükümeti, Türkiye'deki tüm soy azınlıkları kilise ve okul konularında özerkliğini tanımayı ve saygı göstermeyi yükümlenir. Osmanlı hükümetin çıkardığı bu konularda kısıtlamayı öngören tüm yasalar, kararnameler, yönetmelikler ve genelgeler bu tarihten itibaren geçersiz sayılmıştır. Osmanlı adalet rejiminde yapılacak tüm değişikliklerde, soy azınlıkların ayrıcalıkları düşünülüp, sayılacaktır. En Çok Okunanlar
|
Berat Kandiliniz Mübarek Olsun
ŞEHİT 9 ASKERİN CENAZESİ, TÖRENİN ARDINDAN ERZİNCAN'DAN, MEMLEKETLERİNE GÖNDERİLDİ
Erzincan'ın Kemah ilçesinde, töreristlerce yola döşenen mayın patlaması sonucu şehit olan 9 askerin cenazeleri, Erzincan'da düzenlenen törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderildi.
Şehitlerden 7'sinin cenazesi bugün (12.08.2008), 2'sinin cenazesi ise yarın (13.08.2008) toprağa verilecek. Şehitler için, Erzincan'da tören düzenlendi. Törenin ardından, şehit Kurmay Yarbay Miktat Şamdancı ve şehit uzman çavuş Selim Kabataş Malatya'ya, şehit uzman çavuş Gökhan Kugat Elazığ'a, şehit erler Adem Hilaloğlu ve Barış Demir İzmir'e, şehit er Abdullah Aydın Emer Adana'ya, şehit er Önder Muratoğlu İstanbul'a, şehit er Murat Atsen, Bursa'ya ve şehit er Abdurrahman Bulat'un cenazesi Hatay'a gönderildi. Şehitlerden Kurmay Yarbay Miktat Şamdancı, Uzman Çavuş Selim Kabataş, Uzman Çavuş Gökhan Kugat, Erler Adem Hilaloğlu, Barış Demir Abdullah Aydın Emer ve Önder Muratoğlu'nun cenazesi, bugün İkindi vakti kılınacak namazın ardından toprağa verilecek. Şehitler Erler Abdurrahman Bulat ve Murat Atsen'in cenazeleri ise yarın (13.08.2008) Hatay ve Bursa'da defnedilecek.
Yonca Bayrak
YÖK, 23 YENİ ÜNİVERSİTENİN REKTÖR ADAYLARI BELİRLEYECEK
YÖK Genel Kurulu toplandı. Saat 11'de başlayan toplantıya, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan başkanlık ediyor.
Toplatının gündeminde yeni kurulan 23 üniversitenin rektör adaylarının belirlenmesi var. YÖK Genel Kurulu, 523 aday arasından her üniversite için 3'er aday seçecek. Akşam saatlerinde yeni rektör adaylarının belirlenmesi bekleniyor.
Yonca Bayrak
GÖKYÜZÜ BU AKŞAM "METEOR YAĞMURU"NA SAHNE OLACAK
"Yıldız kayması" olarak bilinen meteor yağmuru bu akşam tüm Türkiye'den izlenebilecek. Gökyüzünde, saatte ortalama 80 meteorun gözlenebileceği tahmin ediliyor. 21.30 'da başlayacak yıldız kayması için en ideal saatin geceyarısı olduğunu belirten yetkililer yıldız kaymasının kuzeydoğu yönünden izlenebileceğini belirtiyor. Gökyüzü meraklıları, meteor yağmurlarını Ankara Üniversitesi Ahlatlıbel Rasathanesinde düzenlenen etkinliklerle de izleyebilecek.
Yonca Bayrak
MEDVEDEV, GÜRCİSTAN'DAKİ OPERASYONLARI DURDURMA EMRİ VERDİ.
AGİT Dönem Başkanı Fin Dışişleri Bakanı Aleksander Stub'ın Moskova'da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile temasları sonrasında, Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, Rus intarfaks haber ajansına yaptığı açıklamada Gürcistan'daki askeri harekatın durdurulması için emir verdiğini bildirdi.
Ancak, Genelkurmay Başkan Yardımcısı Anatoliy Nogovitsin, Rusya'nın operasyona son vermesi kararının bölgeden tamamen çekildiği anlamına gelmediğini, Gürcü tarafının olası saldırısına anında karşılık vereceklerini söyledi. Bu gelişme öncesinde sabahın erken saatlerinde Abhaz güçleri, Gürcistan askerlerini Kodori Vadisi'nin kuzeyinden çıkarmak amacıyla operasyon başlattı. Bu operasyon sonrasında ele geçirilen bir köye Abhaz bayrağının çekildiği bildirildi. Aynı saatlerde Tiflis'e bir saatlik mesafedeki Gori kentine Rus bombardıman uçağı saldırı düzenledi. Rusya saldırıyı kabul etmezken, TRT ekibi, saldırının hemen sonrasında girdiği Gori'de en az 5 sivilin cesetlerini ve yaralıları görüntüledi. Saldırının havadan mı yoksa havan topundan mı kaynaklandığı yolunda çelişkili haberler geliyor. Gori'nin Rus birliklerin elinde olduğu iddiaları ise Moskova tarafından yalanlandı. Son bombardımanın da ardından Gori'nin neredeyse tamamen boşaldığı ve tüm işyerlerinin kapalı olduğu bildiriliyor. Kent merkezinde Gürcü birliklerine ait terk edilmiş, çok sayıda zırhlı araç, tank ve benzeri teçhizat dikkati çekiyor. Gürcistan, birliklerinin, başkent Tiflis'i savunmak için geri çekildiğini bildirerek, duruma uluslararası güçlerin müdahale etmesini istedi. Yardım taşıyan Türk Kızılayı da sorunsuz biçimde Tiflis'e ulaştı.
Yonca Bayrak
ORGANLAR TSK ‘NIN UÇAKLARI İLE YETİŞTİRİLİYOR
Türk Silahlı Kuvvetleri sahip olduğu araç-gereç ve ekipmanını sadece vatan savunmasına değil, hayat kurtarmak için de kullanıyor.
Son iki yıl içinde 31 hastanın ihtiyaç duyduğu organlar, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait hava araçlarıyla ulaştırıldı. Organ naklinde zaman son derece kısıtlı. Organın en kısa sürede hastaya yetiştirilmesi gerekiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri işte bu hastalara ihtiyaç duyduğu organları, askeri hava araçlarını tahsis ederek yetiştiriyor.
Yonca Bayrak
KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ
"Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörleri büyük önem taşıyor.
Uzmanlar piknik sezonunun başlaması sebebiyle son günlerde çocuklarda görülen kene ısırması vakalarında artış olduğuna dikkat çekerek ebeveynleri uyarıyor. Dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım'da saptanan ve daha sonra 1956 yılında Kongo'da görülen "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" (KKKA) hastalığına karşı alınabilecek önlemler konusunda Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kene tarafından ısırılma ile "Nairovirus" adı verilen bir RNA virüsünün vücuda girmesiyle oluştuğunu ifade ediyor. Uzmanlar, bazı durumlarda virüsü taşıyan canlıların kanı veya vücut salgılarıyla temas sonucu hastalığın bulaşıcı risk taşıyabileceğini de belirtiyor. 30 kadar farklı kene türünün virüs taşıyabildiğini söyleyen uzmanlar, "Nairovirus" virüsünü çoğunlukla "Hyalomma" cinsi kenelerin taşıdığını açıklıyor. Uzmanların verdiği bilgiye göre; kene ısırması sonucu birkaç -en geç 9- gün sonra, virüsü içeren kan veya vücut salgılarıyla temastan genellikle 5-6 -en geç 13- gün sonra hastalık belirtileri görülüyor. Hastalık ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, iştahsızlıkla başlayıp; bulantı kusma, ishal gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor. İlk günlerde yüz boyun ve göğüste cilt içi kanamaları, gözlerde kızarıklık ile kollarda bacaklarda morluklar oluşabiliyor. Hastalık nedeni ile burun idrar ve bağırsaklarda kanamalar da görülebiliyor. Karaciğer yetmezliğinin de gelişebildiği vakaların yaklaşık %30'u ölümle sonuçlanıyor. Hastalığın genellikle 2. haftasında ölüm vakaları meydana gelmekle beraber; iyileşme de hastalığın 9. ve 10. günlerinde gerçekleşiyor. VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu, kanda virüse karşı oluşan antikorların gösterilmesiyle tanı konduğunu; bu antikorların, virüsün alınmasından sonra 6. günden itibaren kanda belirdiğini ifade ediyor. Ayrıca diğer laboratuvar tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme ile kanama testlerinde bozukluk görülebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, hastalık ile ilgili açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Hastalığın belirli bir tedavisi yoktur. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi gibi destek tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Dr. Gülsemin Güloğlu, kenenin vücuttan çıkartılması için profesyonel yardım gerektiğinin altını çiziyor. Dr. Gülsemin Güloğlu, "Özel pensetler yardımı ile kene bütün olarak vücuttan çıkartılmaya çalışılmalıdır. Eter veya başka bir anestezik madde kullanılarak kenenin çıkartılması tercih edimemelidir. Kene ısırığı sonrasında hemen koruyucu bir antibiyotik kullanılmaya başlanmasına gerek yoktur. Ancak kişi, ısırık sonrası 10 gün süreyle ateş yüksekliği açısından dikkatle izlenmelidir. Ateş yüksekliği veya başka herhangi bir klinik belirti durumunda zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır." dedi. "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörlerinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, korunma yöntemlerini şu şekilde sıralıyor: Kırsal alanlarda çalışan ve hayvancılıkla uğraşanlar, pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmalı, Böcek uzaklaştırıcı ilaçlar vücuda veya kıyafetlere uygulanmalı, Hayvandan kene çıkarmaya çalışırken eldiven kullanılmalı, Kırsal alanlarda bulunduktan sonra vücut, kene açısından dikkatle incelenmeli, Vücuda kene yapışması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Yonca Bayrak
SAĞLIKTA SOSYAL SORUMLULUK 2008 ÖDÜLLERİ
"Sağlıkta Sosyal Sorumluluk 2008 Ödülleri", törenle sahiplerine verildi.
Gerçekleştirilen törende, Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Büyük Ödülü, "Sağlık İçin Sağlıklı Süt İçin" projesiyle Tetrapak'a gitti. Aynı dalda ikincilik ödülü, "Ayışığı Aygaz'dan Sağlık Işığı" projesiyle Aygaz'a; üçüncülük ödülü de tüm ürünlerinin üzerine sigaranın zararlarını anlatan mesajların yazıldığı "Dumansız Nefes" projesiyle Seyitler Kimya'ya sunuldu. Gecede, Sosyal Sorumluluklarını En İyi Yerine Getiren Sağlık Kuruluşu kategorisinde birincilik ödülünü, "Her Yüzde Bir Mutluluk" projesiyle Sanovel ilaç firması; ikincilik ödülünü, "Kadın Atölyeleri ve Oyuncak Kütüphanesi" projesiyle Actavis ilaç firması; üçüncülük ödülünü de "Türkiyem farket" projesiyle Abbott ilaç firması kazandı. "Sağlıkta En Başarılı Sivil Toplum Kuruluşu" birincilik ödülüne, "Çok Yaşa Bebek" projesiyle Türkiye Bankalar Birliği'nin layık görüldüğü törende, bu kategoride ikincilik ödülü "Dikkat Bebek Var" projesiyle Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı'na; üçüncülük ödülü ise "Kalbinizi Koruyun İçinde Sevdikleriniz Var" projesiyle KVC Risk Platformu'na verildi. Gecede, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un eşi ve Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı Başkanı Caroline Koç ile geçen yıl yaşamını yitiren Ankara Güven Hastanesi'nin kurucusu Dr. Aysun Küçükel de "Sağlığa En Fazla Katkıda Bulunan Kişi" ödülüne layık görüldü. Caroline Koç ve Küçükel'in ödüllerini, kendilerini törende temsil eden kişiler aldı. Törene, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Bekir Keskinkılıç, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal ve sanatçı Derya Baykal'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.
Yonca Bayrak
EĞİTİMLİ TÜRKLER ALMANYA'YI TERK EDİYOR
Almanya'nın önde gelen siyasi dergilerinden Der Spiegel uyardı; "Eğitimli Türkler Almanya'yı terk ediyor." Der Spiegel'e göre, Almanya'da doğup büyüyen ve çok iyi derecede eğitim gören Türkler'in çoğu, "Almanya'da istenmedikleri" duygusuna kapıldıkları için Türkiye'ye ya da İngilizce konuşulan bazı ülkelere gidiyor.
Yonca Bayrak
'Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da Din ve Âile: I Bir önceki yazımızda, Avrupa'da dinsizlik nisbetlerini gösteren bir cetvel vermiştik; bu cetvelde verilen adedî değerler, aşağıda verilen harita ile de karşılaştırıldığında, İsveç, Norveç, Danimarka gibi Kuzey memleketleri ve, Komünist bir tecrübe yaşayan Estonya, Letonya, Litvanya, Çekoslovakya ve Batı Avrupa'da, Hollanda, Fransa, İzlanda'da hayli yüksek olan inançsızlığın, koyu Katolik bir mâzisi olan İtalya ve İspanya'da biraz daha düştüğü ve inançlılığın biraz yükseldiği; Katolik Polonya ve Portekiz ve Ortodoks Yunanistan'da ise hayli gerilediği ve inançlılığın ciddî şekilde bir artış kaydetmekte olduğu görülmektedir. [1]
Avrupa'nın inançlılık coğrafyası (Rusya ve eski Yugoslavya'nın büyük kısmı dâhil edilmemiştir)
Bir modernite krizi olan bu keyfiyet, Amerika'da, Avrupa'ya nisbetle daha ehvendir. Burada mekân problemi yüzünden veremeyeceğimiz Amerika değerleri [2] , daha yüksek bir inanç ortalaması göstermekte ve bu da Eski Kıt'a ile Yeni Kıt'a arasındaki – ekonomik verimlilik gibi - birçok farkla dikkat çekici bir paralellik göstermektedir ki bunlardan birisi de, Avrupa'da tehlike sınırlarına doğru bir gidişe işâret eden nüfus azalması, evlenmelerin düşmesi ve boşanmaların artmasıdır. Avrupa'da boşanma oranlarını gösteren aşağıdaki cetvel, çok önemli birşeylerin göstergesi olsa gerek. [3]
'Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da Din ve Âile: II Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da birçok bakımdan işler iyi gitmiyor. Dinsizliğin yayılmasına paralel olarak vuku' bulan gelişmeler fevkalâde kaygı verici: Âile, artık gerçek anlamda çöküş sınrlarına yaklaşıyor. Polonya'da neşrolunun Bulletin of Geography (Socio-Economic Series) dergisinde, "Polonya'da, Diğer AB Ülkelerine Kıyasla Evlenme ve Boşanma Nisbetleri" başlıklı bir araştırma makalesi yayınlayan yazarların varmış olduğu netîceler hulâsaten şöyle [1] : 1994-2004 arası on yıllık dönemde evlenmelerde muntazam bir düşüş görülürken (s.90, tablo: 1), boşanmalarda ise buna zıt olarak muntazam bir artış göze çarpmaktadır. Bu durum aşağıdaki cetvelde gösterilmiştir (s.92, tablo: 2). 1994-2004 arası dönemde boşanmalar
'Hristiyanlık Sonrası Avrupa'da Din ve Âile: III Gerçek âile çözülme yaşarken, bunun yanında, aynı cinsten olanların evlilikleri de meşrûlaşmakta ve bu evliliklerle, "Müseccel Birliktelik" ( Registered Partnership ) olarak adlandırılan yeni bir "âile" tipi ortaya çıkmaktadır. Bilhassa Hollanda, Norveç ve İsveç'de yaygınlaşan ve yüzde altmışaltısı "erkek karı-koca"dan oluşan bu âileler üzerine bir araştırma raporu yayınlayan G. Andersson, T. Noack, A. Seierstad ve H. Weedon-Fekjær'ın [2] verdikleri şu grafik, ilk başta – muhtemelen kanunun çıkmasını bekleyen birikmiş kitleden ötürü - ânî bir yükselme gösteren bu garip evliliklerin bir müddet sonra düşüşe geçmesinin akabinde, yeniden artış trendine girdiğini göstermektedir (s.7) (kırmızı çizgiler erkek çiftleri, maviler kadın çiftleri göstermektedir):
Batı toplumlarında dinin çekilmesiyle hâsıl olan boşluğun yerini doldurabilecek bir muâdilinin bulunamamasının – bulunabilir mi sorusu ayrı bir bahistir – ciddî bir içtimâî tehdit yarattığının en belirgin belgesi âilenin yaşamakta olduğu çöküştür demiş ve en son olarak da aynı cinsten olanların evlenmelerinin meşrûlaştırılmasını misâl olarak vermiştik. Filhakîka bugünkü Batı toplumlarında, ayıp hissi zâil olmuş, ayıp olanı ayıplamak ayıp olur olmuştur; öyle ki bu makule kişiler setrolmak bir yana bu kimlikleriyle toplum içinde gayet 'saygın' bir yer edinebilmektedirler; aşağıdaki resimde görülen, kendisinden onbeşyaş genç 'kocası', dâmad beğ David Furnish ile gerdeğe girmeden önce, yediyüz kişinin dâvet edildiği muhteşem 'düğün' töreni akabinde hayranlarını selâmlayan, 'Sir' ünvanlı, ellisekiz yaşındaki Elton John (ön tarafta) gibi meselâ.
Bu keyfiyetin aslında bir bakıma Batı'nın dinden yâni Hristiyanlıktan çıkarken bu çıkışın büyük ölçekte Antikite'ye, Antikite'nin varlık, insan ve ahlâk anlayışına dönüş – esâsen 'Renaissance'ın (Yeniden Doğuş) aslî mânâsı da budur: "aslına rücû" – sonucunda olduğunu söyleyebiliriz; zîra Antikite, yâni Yunan ve Roma klasik çağında bu gibi ef'al sâdece göz yumulur türden değil, müesseseleşmiş normal ilişkiler idi. Söz gelimi bugün nasıl şarkıcı Elton John'ın bir kocasının olması O'nun îtibârını sarsmıyorsa cihan fâtihi İskender'in de bir kocasının olması îtibârına halel getirmemişti ve bugün dahi öyledir. Evet: İskender'in gerçekten dâhi bir asker, gözüpek bir cengâver, fiziği ideal Yunan ölçülerine uygun, heykel gibi yakışıklı bir 'delikanlı' olduğuna bakıp da aldananlar olabilir; aman ha! Dikkat oluna! Bu 'delikanlı'nın - kendisi gibi yakışıklı - bir 'kocası' vardı: Efestion. Kendisi de bu güruhtan olan Thomas Cowan'ın yazdığına göre, İskender, Efestion'a öylesine tutkundu ki, O'nun için herşeyi yaptı; ordunun en üst kademelerine getirdi, elitlerden oluşan bir süvari birliğinin başına geçirip, en yakını, kralın sağ kolu anlamına gelen şiliark ünvanıyla onurlandırdı ve... [1] "Hindistan'dan dönüş yolculuğunda Efestion yüksek ateşten ölünce, İskender'in acısı da çok büyük oldu. Üç gün boyunca yeme-içmeyi reddetti, bir Pers geleneğine uygun olarak, saçlarını kesti. Söylentilere göre teselli edilemeyen savaşçı, Efestion'un hekimlerinin asılmasını emretti ve günler ve geceler boyunca ölmüş arkadaşının cesedinin yanında yattı. Genç imparator Patroklos için ağlayan Akhilleus gibi yaparak, bütün imparatorlukta resmi yas ilan etti. Benzerlerini aşan görkemli bir cenaze töreni düzenledi. Cenaze arabasını kendisinin çekmiş olması mümkündür.' *** Hristiyanlık tabiî ki zinayı yasakladığı gibi, homoseksüelliği de yasaklıyordu; ne de olsa kitâbî bir din çünkü. Öyle ama, yine O'nda da bir 'defo' var, hem de öyle-böyle değil, çünkü ancak işte o kadar kitâbî. Evet, zinâ yasak ve lânetli, livâta dahi öyle; lâkin aynı dinin Kitâb-ı Mukaddes'inin Ahd-i Atîk'inde, yâni Hristiyanların kabûl ettiği ve Kitâb-ı Mukaddes'in büyük kısmını teşkîl eden Tevrat'ta öyle şeyler vardır ki insan kulaklarına kadar kızarır: Yahuda'nın, gelini Tamar ile zinası gibi düşük seviyeli masallar, ensest hikâyeleri yanında, en ağırı, hiç şüphesiz, ulu'l-azm resûlullah olan Hz. Lût'a, öz kızlarıyla ensest fiilini işlemek isnâdında bulunulmasıdır. Filhakîka, daha sonraları san'at eserlerine malzeme konusu edinilip estetize edilecek kadar tabiî addedilen bu mes'ele, Tevrat'ta anlatıldığına göre, Lût peygamberin kızlarının, zürriyetlerinin devâmı için erkek bulamadıklarından nâşî, babalarına şarap içirerek sarhoş etmek sûretiyle O'nunla yatarak hâmile kalmaları şeklinde cereyan etmiştir [2] . Yâni aslında, bu gibi patalojik vak'aların Batı'nın sosyal genlerinde bulunduğunu ve modernite ile tekrar patladığını söyleyebiliriz.
[1] Thomas Cowan., Eşcinsel Dahiler., Çeviren: Kaan Yazıcıoğlu., Tüm Zamanlar Yayıncılık (tarihsiz; 2004 veya, öncesi)., s.19 ------------- PEKİ KİM KAZANÇLI ?
Ekonomik istikrar çırpınışlarının gündeme ağırlığını koyduğu şu günlerde netleşemeden önemini yitirecek başka bir haber :
Türk Silahlı Kuvvetleri ‘nin, Irak'ın kuzeyine yaptığı harekatla ilgili verdiği genel görüşme önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi
Yapılan harekat'a, Çiçero'nun dediği gibi ‘kim kazançlı ?' sorusu damgasını vuruyor. Çiçero ve Sezar aynı dönemin insanları.Çok hasımlı, çok entrikalı, hukuk ‘un üstünlüğü daimiyken ,adaletin dibinin kazıldığı bir dönem.Çiçero, filozof ve büyük hukukçu. Roma' da bir cinayet davasında , babasını öldürttüğü iddia edilen oğulun savunucusu oluyor. Suçlu olabilecek birinin savunucusuna halk ve savcı yapmadığını bırakmıyor. Kimsenin almak istemediği bu davadan Çiçero vazgeçmez.Davayı kaybetmeye yakın gibi gözükürken Çiçero karar merkezine bir savunmayla çıkar: Yakalanacağı aşıkar iken oğul zaten ona kalacak miras için hasta babasını niye öldürtsün ? Mirastan olacağı gibi bir çuval içerisine yılan, horoz, maymun ve kedi ile konulup ölmesi için nehre atılacak. .Geriye kalacak mirasın ve toprakların cazibesi korkunç.Bu cinayetin sonunda kim kazançlı ?Oğulu suçlayanların yalancı şahit, azmettiricilerinin de Tiranın adamları çıkması sonucunda kazanç amacı güdenlerin akibeti hüsran ve sahip olduklarını da kaybetme.Dava neticesinde en kazançlı Çiçero ,bir numara.
Bir filozofun olaylara yaklaşımından yola çıkarak değerlendirme yapar isek; Harekata destek veren AKP ,ordumuzun daima yanındayız (baş) örtüsünün altına saklanarak kendisine paye çıkarıyor.Aynı zamanda genel baş sağlığı temennisiyle nabza göre şerbet sunuyor.
Harekatın başlaması ve bitmesi muhteşem oldu.Peki ama kimin için ?Bir gece ansızın tekrar gelebiliriz.Ankara ‘ya adım atamayan Talabani, Ankara ‘da muhatap buldu.Türkiye'den kaçan teroristler Barzani'nin tarafına sığındı.Memfaatle kucaklanan teroristler,şimdilerde Barzani'nin pkk taburuna malzeme ve kelle.
Dağlıca'nın öcünü alacağız diye naralar atan AKP taraftarı halk, İsrail bayrakları yakar iken şimdi gazı alınmış bir rahatlıkla ,AKP destekledi ordu girdi marurluğunda.Kış uykusundan uyanana kadar sesleri çıkmaz artık. İzledikleri dizilerle rüyalarında başarı üstüne başarı kazanıyorlar.
Takınyalı yatırımcılar, Türk bir kükrer pir kükrer bir hafta ekonomik dalgalanma yeter.Aman istikrar bozulmasın ağırlığında.Sat kurtul ver kurtul.Ekonominin merkezi İstanbul olma yolunda ilerlerken rantçılar memnun.Ya tarih tekerrürden ibarettir endişesiyle bankerler dönemini işaret edenler ne derece kazançlı. |