HUNCULAR

 


KİTAPLARIN YORUMU

 

 

   

meryem ve hilal

Şimdi 2005'de yazıyorum. İlk şiirinin ve ilk yazılarımın yayınlanışından tam 40 yıl sonra. Bu 40 yıl içinde, bir Amerikalı yazar dostumun dediği gibi, "larger-than-life" bir yaşantım oldu. Acılar, sevinçler, kıvançlar ve hüzün dolu yıllar. En acıtanları ise mahkemeler, cezalar ve yasaklarla geçen yıllardı, yurt dışında ve "sakıncalı-kişi" olarak yaşamaktı... Daha acısı, bizleri mahkum ettiren kişi ve kişilerin, 1970 sonrasında " hocaların hocası" diye Türkiye'ye yutturulmalarıydı. Bunlardan biri Prof. Dr. Sulhi Dönmezer'di. Bu mason üstadı bir şiirimde "Yoldaş" sözcüğü geçtiği için olmadık bilirkişi raporları yazdı. Defalarca askeri ve sivil mahkemelerde yargılandım, cezalar aldım. Yapmadığı düşmanlık bırakmamıştı. Cenazesinde topluluk "O'nu iyi bilirdik" dedi ama ben dima " Hayır O'nu iyi bilmezdik" diyeceğim.

  • Aytunç Altındal
  • 23 Ocak 2005
  • Lizbon
  • Fatima
 
 
   

" Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri " üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Vatikan'ı tanıtan yazılar var. İkinci bölümde "Tapınak Şövalyeleri" ve onların günümüzdeki temsilcileri  olan Malta Şövalyeleri anlatılıyor. Üçüncü bölümde Vatikan'la, Hıristiyanlık'la, Misyonerlik ve Ekümenizm hareketiyle ilgili  ilginç  açıklamaları okuyacaksınız.

 
 
   

"Bilinmeyen Hitler"de tarihin en şaşırtıcı liderlerinden biri olan Adolf Hitler'in alışılmadık bir portresini okuyacaksınız. Ailesiyle ve yetiştiği ortamla ilgili, dünyada az bilinen, Türkiye'de ise bilindiğini sanmadığımız bazı "garip" özelliklerini bulacaksınız. Bu kitapta yer alan olaylardan bir bölümü 1992-1994 yılları arasında Milliyet, Cumhuriyet ve Sabah gazetelerinde dizi yazılar olarak yayınlandı. Bu dizilerin yayınlanmasından sonra. Başta Yahudi Cemaati olmak üzere yurt içinden ve dışından belirli kişiler benimle temas kurdular. Bunların arasından bana bazı özel bilgileri vermek nezaketini gösterenler de çıktı. Bu konuyu yazmamı istemeyenler de oldu. Destekleyenlere de, engellemeye çalışanlara da teşekkür ediyorum. Yurdunu seven bir yazar olarak görevim bu kitabı yazmaktı. "

 
 
   

"Eleştirel İlahiyat açısından değerlendirildiğinde Hıristiyanlık -başta da Katoliklik- tanımsal olarak bir 'din' değil bir 'kült'dür. Üç İsa'da işte bu yapısal farklılık çıkış noktası olarak benimsenmiştir.Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet'i karşılaştırmalı İlahiyat açısından incelersek, sadece Hıristiyanlık'ta varolan bir olgu bu sistematiğin diğer ikisinden özde ayrıldığını kanıtlar. Bu temel ayrılık noktası şudur: Hıristiyanlık'ta birey, Tanrı karşısında kendi yetkisini kullanarak 'karar vermek' zorunda bırakılmıştır. Çünkü bu sistematikte, İsa'nın Tanrı mı yoksa insan mı, yoksa aynı anda her kisi mi ya da Tanrı'nın Oğlu mu değil mi sorusuna muhatap olan birey'dir. Neye inanacağına 'karar vermesi' gereken odur.
"Bu kitap ilk kez 1992'de İngiltere'de ingilizce olarak yayımlandı ve tüm Hıristiyan-Musevi dünyasında büyük bir yankı uyandırıp tartışmalara yol açtı."

 
 
   

Bu  kitabın başlığı  "LÂİKLİK."  Altından  bir  başlık daha var var: Enigma'ya Dönüşün  Paradigma.

Kitapta,1986'da yayınlanmış olan Laiklik kitabını, bu konudaki  yazdığım çeşitli yazılardaki Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet'teki Hoşgörü, Sekülerizm ve Laiklik'i okuyacaksınız. Amaç, Türkiye'de nasıl bir Din-Devlet-Dünya ilişkileri dengesi kurulabilir, bunu araştırmaktır.

 
 
   

"Barbarlık  Kıyısında" (Troçki Cinayeti) Amerika'nın  en ünlü  yazarı  Norman  Mailer' in,  kendi  değişiyle " en önemli kitabı..." Usta  romancı Mailer,  Sosyalizm'in  en  karanlık  olayını,  Leon  Troçki'nin  öldürülmesini  ve  bu  olaya  karışmış  bir  "Eski  Tüfek" 'in bir  "Muhriple" yaptığı gerilim dolu  mücadeleyi anlatıyor. Barbarlık  Kıyısı,  Amerikan  edebiyatının  başyapıtlarından biridir.

 
 
   

Ortodoksların ülkemiz için neden özel bir yeri olduğunu öğrenebilmek için, tarihimize kısaca bir göz atmak yeterli olacaktır. İlk Hıristiyanlıkla ve kilise babalarıyla derin bir bağlılığı sürdüre gelen bu inanç, Osmanlıda "İstanbul'un fethiyle" başlayan ve Kurtuluş Savaşı'na, oradan günümüze kadar süren önemini hep korumuştur. XI.yy'daki ayrılıktan bu yana İstanbul patriği onursal önceliğe sahiptir. Ülkemiz içinde bir kurum olarak varlığını sürdüren Fener Patrikhanesi'ne genelde, ya Yunanistan'la yaşanan kriz dönemlerinde, ya da Ayasofya'nın ibadete açılması tartışmalarında şöyle bir değinilir olmuştur. Ama günümüzde ve geçmişte böylesi önemli bir olgu daha geniş çaplı bir irdelemeyi gerektirmiyor mu? Bu kitapta yazar, böyle bir irdelemeye girişiyor.

 
 
   

Bence  yazılmış  en güzel yiğitlik şiirlerinden biri bizim  İstiklal  Marşımızdı.  Bilindiği  gibi  İstiklal  Marşımız "Korkma" sözcüğü ile başlar. Kutsal bir sözcüktür bu.  Tarih Kurulduğundan beri insanoğlu korkularından  kurtulabilmek için hep bu sözcükle kendisini yüreklendirmişti. Şiir onurdur. Şiir  yaşamdır. Şiir  serüvendir. Yazarın Kitaba adını veren Şiiri, elvedasız'dan bir bölüm: dur söyleme o son sözü/ tam burada işte tam burada/ bu caddede ve işte tam bu ağacın altında/ dur söyleme o son sözü/ bu ayrılığı bir cümleye sığdıramazsın...Yazarımızın "Elvedasız" adlı bu şiir kitabını ve diğer kitaplarını satın almak için aşağıdaki telefonlarımızdan bize ulaşarak temin edebilirsiniz...

 
 
   

Gül ve Haç Kardeşliği, Avrupa Birliğinin Gizli Masonik Kimliğidir. Avrupa Birliği adlı gizli Mason Locasının mührü Onun iki yanında Mason Mabedinin en kutsal iki semboludur. Bu sütunlar JACHIN ve BOAZ adları ile tanınırlar. Boaz sütununun üstündeki sembol ile AB'nin para birimi Euro'nun sembolü uyumludur. JACHIN sütunu ise Yahudiliğin Tanrısı JACHVEH'in adının ilk dört harfiyle oluşturulmuştur.Üzerindeki sembol, hem küçük "G" hemde "E" olarak hazırlanmıştır. Buda hem Mason Tanrısı, "Kainatın Yüce Mimarı" hemde hakimiyet Tanrıdadır anlamına gelir. Ters "E" ise Avrupa (Europe) denmektedir. Avrupa Birliği Locasının onüç yıldızı vardır. Onüç yıldız Masonları sembolize eder.

 

Sayfa Başı


Copyright ® 2004 . www.huncular.com .   Her hakkı saklıdır.