|
Andronikos IV. Manuel II.'in oğlu, Ioannes V.'in torunu nam-ı değer KONSTANTIOS XI. PALAIOLOGOS yani Bizans'ın son Kralı Kostantin'in ölümü tam anlamıyla bir muammadır. Şimdi bu muammayı ortadan kaldırmanın da tam sırasıdır.
Neredeyse bütün Roma ve Bizans Kralları gibi eşcinsel ve içki müptelası olan Kostantios XI. Büyük Türk Sultanı FATİH SULTAN MEHMET HAN (Cennet Mekan) karşısında önce Kahpe Bizans'ı savunmaya çalıştı ve Katolik dünyasından nihayetinde Katolik Kilisesinden ve papalıktan yardım dilendi. Papalık legat'ı olarak bir zamanki Rusya metropoliti Kardinal ISİDOROS İstanbul'a geldi. 12 Aralık 1452'de Isidoros Ayasofya'da union'u ilan ederek Roma usulünde ayin yaptı. Bu ayin üzerine Katoliklere ve Latinlere büyük bir kin duyan İstanbul Halkı galeyana geldi ve Kostantin'in komutanlarından biri şu meşhur sözleri söyledi; “BEN ŞEHRİN ORTASINDA LATİN PAPAZLARININ AYİN TAŞLARI YERİNE TÜRK SARIĞI GÖRMEYİ YEĞLERİM”. Buradan anlaşılacağı üzere Katoliklerden ümidini kesen Bizanslılar Giustiniani kumandasında direnişe başladılar. 29 Mayıs 1453'te Bursa Subaşısı CEBEALİ BEY kumandasındaki Azap Askerleri Haliç'ten şehre girmeyi başardılar. (Hristiyanların, dönmelerin, masonların, devşirmelerin görüşü açık unutulan bir kapıdan girildiği yönündedir. 550 yıl geçmesine rağmen fetih hazmedilememiştir.) O sırada GIUSTINIANI ölüm derecesinde ağır yaralandı. Bunun üzerine Kostantin XI. tıpkı ataları gibi Bizans Halkını bırakıp kaçmaya çalıştı. Yanındaki 200 askerle birlikte önce sarayındaki 6 sandık değerli mücevher ve altınlarını aldılar. Bir zamanlar Teodora'nın çıplak denize girdiği (bugün o yerde bir işkembeci var) yerden Haliç'e ulaşıp kaçacakken Azap Askerleri yetişti. Kostantin'in savaşarak öldüğü tamamen yalandan ibarettir. Azap Askerlerinin attığı mızrak sonucu (burnuyla dudağı arasına isabet etmiştir) orada ölmüştür. Sonra kellesi kesilmiş ve BÜYÜK TÜRK SULTANI FATİH SULTAN MEHMET HAN'a gösterilmiştir.
Kostantin'in askerlerinin başında kahramanca çarpışması, öldükten sonra İmparatorluk simgelerini taşıyan kartallı çizmelerinden tanınması tamamen efsane ve Konstantin'i yüceltmek için yapılan yazılardır. Oysa Kostantin öteki Bizans Kralları gibi savaş esnasında kendi kıyafetlerini giymiş dublörler de kullanıyıordu. Kostantin'i Azap Askerleri öldürmüş olup üzerindeki değerli eşyaları ganimet olarak almışlardı.
Şimdi soru şu? Kostantin XI'in kafatası nerede?
a) Yeni Kudüs'te.
b) Bayramiye Tarikatı'nın Fatih'te gömdüğü özel bir yerde.
c) Trabzon'daki Tekfur Sarayı'nın mahzenindeki su kuyusunun yanında.
d) Louis Claude de Saint Martin'in fanusunun içinde.
e) Pammaharistos Manastırı yani Fethiye Camiinin eşik taşının altında.
f) Hiçbiri.
Not: FETHİN 550. yıldönümünde hala bu olayı hazmedemeyen gruplar var. Bir milleti yok etmek önce tarih bilincini yok etmekle başlar. Daha sonra kimliksizleştirilen fertler sosyal hayatlarında muamma yaşamaya başlarlar. Türkiye'de HOŞGÖRÜ VE DİNLERARASI DİYALOG diye başlatılan bu kimliksizleştirme hareketi bizi temel değerlerimizden uzaklaştırmayı amaçlıyor. Bu satanist düşünce bir müddettir BÜYÜK TÜRK SULTANI FATİH SULTAN MEHMET HAN'ı hedef almaktadır.
Efendim neymiş FATİH'in annesi Surbistan Kralı JORJ BRANKOVİÇ'in kızı MARA DESPİNA'dır diyorlar. Ve bu kadın ölünceye kadar dinini değiştirmemiş hristiyan kalmış. Oysa bu ALLAH'TAN KORKMAZ KULDAN UTANMAZ zihniyet FATİH'in öz annesinin 1449'da ölen HÜMA HATUN olduğunu bilmiyor olamazlar. İşte gerçek satanist bunlardır.
Yine kendilerini İMPARATORLUK PİÇİ olarak nitelendiren bazı gruplar FATİH'in eşcinsel eğilimleri olduğunu söyleyip bunu da iki yabancı eserden öğrendiklerini söylüyorlar.
Bununda cevabı şudur ki, KİŞİ KARŞISINDAKİNİ KENDİ GİBİ BİLİRMİŞ. Bu fikri ortaya atanların hayatları incelendiğinde kendi sapıklıkları net olarak görülmektedir.
Bu kafa asla unutmamalıdır ki,
BU VATANDA, BU TARİHTE SAHİPSİZ DEĞİLDİR.
Tunga MANAS, 29 Mayıs 2003, Fatih, İSTANBUL
İstanbul Fener'deki Fesat yuvası. Tıpkı bugün olduğu gibi geçmişte de Büyük Türk Devletinin (Osmanlı) altını oymaya çalışmıştı. Bu Baş Papazlardan biri de ( Patrik II.Gregorios ) Mora isyanlarını kışkırtmış, Yunan Kasaplarına gerek maddi gerekse manevi yardımlarını esirgememişti. Bu isyanlar neticesinde binlerce masum Türk ve Müslüman şehit olmuş, ırzları , namusları, malları talan edilmişti.
Pek tabiki Türk Milletinin büyük sultanları ve Kırmızı Sınırları aştırmayan paşaları vardı. Sultan II. Mahmud 'un emriyle cennet mekan Sadrazam Benderli Ali Paşa ., "23 Nisan 1821" günü bu çıbanbaşı Başpapazı ( II.Gregorios ) Patrikhanenin giriş merdivenlerinden çıkınca karşısındaki "ORTAKAPI" nın eşiğinde astırdı. İşte o gün bugün 182 yıldır Ortakapı hiç açılmadı ve kilitlendi. Patrikhaneye sağındaki kapıdan girilerek solundaki kapıdan çıkıldı. Bu kapının iç tarafında II.Gregorios'un resmi de asılı bulunuyor.
ŞİMDİ ŞOK! ŞOK! ŞOK! ŞOK! ŞOK!
O günden sonra görev alan patrikler,
"Bu kapıda bir Türk Sultanı veya Türk Devlet büyüğü idam edilmedikçe ortakapının açılmamasına yemin etmişlerdir".
182 yıldır hiçbir Başpapaz (patrik) bu kapıyı açmadığı gibi sorulara da cevap vermemiştir.
Burada asılması istenen Türk büyüğü (Reisi Cumhur veya TBMM başkanlığına denk) hiçbir zaman idam edilmeyecektır. Ama patrikhane unutmamalıdır ki; Patrikhanenin halen işleyen iki kapısı vardır ve eşikleri de yüksektir.
Bu arada sakın bazı büyüklerimiz alınmasın. Bu yeminde Türk Büyüğü asılmadan açılmayacak diyor. (Kürt büyüğü demiyor.)
Bir de HOŞGÖRÜCÜLERE sormak lazım, "Bunu da mı hoş görelim?"
"Dinler arası diyaloG bu kapının önünde mi yapılsın?"
TUNGA MANAS 23.04.2003 Fethiye - Fatih / İSTANBUL
Hülagu Han'ın ölüsünden de, dirisinden de Türkler çok çekti.
Hele birde oğlu Abaka Han vardı ki, hem Türkleri hem de müslümanları inim inim inletti.
Abaka, Cengiz Han'ın torunu Hülagu Han'ın oğludur ve İlhanlı'lar Devleti'nin 2. hanıdır. İlhanlı Devleti'nin sınırlarını Amuderya'dan Akdeniz'e, Kafkasya'dan Hind Denizi'ne kadar genişletmiştir. İstanbul'u da ele geçirmeyi amaçladıkları sırada Bizans İmparatoru Mihal Paleolog (1261-1282) Moğol tehlikesini savmak ve kendi çıkarları için kullanmak amacıyla "Diplobataçın"dan olan gayrimeşru kızı Mari'yi Hülagu Han'la evlenmek üzere değerli hediyelerle birlikte yolladı. Fakat daha yoldayken Hülagu öldü. Bunun üzerine Abaka Han Mari'yle evlendi. (1265) Daha önce babasıyla birlikte Bağdat'ı almış, halifeler imparatorluğunu yıkmıştı. Abbasi topraklarını ele geçirmişti. Sonunda da Türk Memluklularıyla savaştı. Fakat bu sefer karşısında ÖZTÜRK BAYBARS vardı.( Türk'e kefen biçenin ölümü korkunç olur )
BAYBARS Kudüs'teki Haçlı Ordularını yenip Temple Night'ları taptıklarına (??????????) yolladıktan sonra sıra Moğollar'a gelmişti. Daha sonra tekrar Suriye'ye döndü. Bunu fırsat bilen Abaka büyük kuvvetlerle Anadolu'ya girdi. Elbistan'da darma duman olan Moğol Ordusunun öcünü Türk Halkı'ndan aldı. Çoluk çocuk demeden büyük katliamlar yaptı. (Memlük ve Bizans Kaynaklarına göre 500.000 kişiyi katletti). Hıristiyanlığa yakındı. 1282 yılında içkiden öldü. Bunun üzerine karısı Mari İstanbul'da Moğol Kilisesi'ni yaptırdı.
Bugün Fatih, Fener Kiremitçi mahallesinde olan bu kilise (SAINT MARIE DE MONGOUL) "AYA MARİA" Kanlı Kilise lakabını İstanbul'un fethi sırasında almıştır.
Bizans askerleri bu kilise etrafında Türkler'e pusu kurmuşlar yukarıdan ve sur tarafından yağladıkları zemini ateşe vermişlerdir. Yoğun ok yağmuru sonucu burada 1.000'e yakın şehit verilmiştir. O günden sonra bu kilisenin adı KANLI KİLİSE olarak kalmıştır.
Vatikan'ın ve Fener'in Orta Asya'yı Hıristiyanlaştırma çabaları vardır. Üçüncü bin yılda Hıristiyanlığın çatısı Christendome O rta A sya'yı kaplamaya çalışacaktır.
YONCA BAYRAK, Bebek, İSTANBUL, 24.04.2003
|
Copyright ® 2004
. www.huncular.com . Her
hakkı saklıdır.
|